YASAL UYARI  
GELECEĞİNİ ARAYAN ÜLKE: BOSNA HERSEK
 
 
 
BÖLÜM 3
 
 
 
 
 
 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: İKİ ENTİTEDE FARKLI YAKLAŞIMLAR

 

 
GELECEĞİNİ ARAYAN ÜLKE'NİN ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜNÜ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN


Geleceğini Arayan Ülke’nin üçüncü bölümünde Vrbaz Nehri kıyısına kurulmuş, termal kaynakları -banyolarıyla ünlü olan Banja Luka'dayız…


Yaklaşık 200 bin nüfuslu kent; Bosna Hersek'in iki yarısından birini oluşturan Sırp Cumhuriyeti’nin idari merkezi...

İlk durağımız, kentin doğu yakasında, Müslümanların yaşadığı bir semt… Burada Boşnak Baruçija ailesinin evine konuk oluyoruz.

Onlar, 1992-1995 arasındaki savaşta ülkenin her yanında evlerinden olan yüzbinlerce Boşnak, Hırvat ve Sırp mülteci ailesinden birisi...

Savaştan bu yana 1 milyonu aşkın kişi evlerine dönmüş olsa da, ülke içinde ya da dışında çeşitli nedenlerle dönemeyen hala yüzbinlerce kişi var...

Mirsada Baruçija ve eşi 1998’de dönerken oğulları yeni bir yaşam kurmak üzere Almanya’da kalmış.

Kuzinenin üzerinde cezveler kaynarken, Mirsada Baruçija döndüklerinde mahallelerinde çoğunlukla ülkenin başka yerlerinden kaçmış olan Sırp mültecilerin yaşadığını, kaçan mültecilerin evlerine yerleşmiş olduklarını anlatıyor.

“Komşularla pek bir sorun yaşamadık. Hatta üç ev aşağıda bir adam vardı, o da Sırp bir mülteciydi -seni her görüşümde, gözlerim doluyor. Ne mutlu ki sen evine dönebildin ben dönebilecek miyim bilmiyorum diyordu. Marangozmuş, savaşta herşeyini kaybetmiş. Ve maalesef burada öldü, evine dönemedi…”

Ancak savaş sonrasında hemen her şey güllük gülistanlık da değilmiş.

“Bir keresinde evimizin önüne bir el bombası attılar, ama bir şey olmadı. Polis geldi, artık IFOR mu EUFOR mu o zaman kim varsa; çok iyi, çok profesyonel insanlardı; bir ay evimizin etrafında nöbet tuttular. Korktuğumuz zamanlar oldu, bazen evin içinde ürkek tavşanlar gibiydik, ama bu da geçti.”

“Ben tabiatım itibariyle iyimserim, dolayısıyla ülkenin geleceği için de umutluyum diyen ev sahibemize, Sırp Cumhuriyeti'nin Bosna Hersek'ten ayrılmak isteyebileceği iddiaları konusunda ne düşündüğünü soruyoruz:

“Bu pasaportun üzerinde Bosna Hersek yazıyor. Nüfus kağıdımın üzerinde Bosna Hersek yazıyor. Dodik ne isterse diyebilir, ifade özgürlüğü var. Ne dediğinin ayrıntısına girmeyeceğim çünkü başıma iş açılsın istemem ama sonuçta yaşadığımız ülkenin adı Bosna Hersek.” diye yanıtlıyor.

Banja Luka'nın Sırp yerlilerinden Zdravko Petroviç ise ‘Dayton teminatı altında, iki entiteli bir Bosna Hersek devleti’ni tercih edeceğini söylüyor.
“Bizlerin istediği ülke içinde ayrı bir entitemiz olması. İnsanlar böylece kendilerini özgür hissedip, refah yolunda beraber çalışabilir.” diyor.

Sırpların tarihsel korkuları

Petroviç ayrılma söylemlerine itimat etmemekle beraber,, Saraybosna'da sıkça duyduğumuz "bir ulus, bir devlet" çağrılarını ise paylaşmıyor:

“İnsanları çok toplumlu ama bir şekilde birleşik bir ülkede yaşamaya zorlamaktansa işleri oluruna bırakmak bence daha iyi. Bir arada yaşayıp didişeceğimize, bitişik komşular olarak yaşayıp iyi geçinmek bence daha iyi.”

Yıllardır dostu olan Boşnak Atıf Deliç, söze karışıyor, “Şunu da söylemeli: Sırpların, Sırp Cumhuriyeti'nin varlığını koruma konusunda bu kadar güçlü hisler beslemesinin nedeni bence 60 yıl önce soykırım kurbanı olmaları...” diyor.

Atıf Deliç'in sözünü ettiği, II. Dünya Savaşı’nda; Nazi destekli Hırvat Uştase çeteceilerinin kurduğu yönetimin işlediği cinayetler...

Banja Luka'ya yaklaşık 50 km mesafedeki Jasenovaç'ta 1941-45 arasında makinalı tüfekle taranan, bıçaklanan, işkenceyle öldürülen diri diri yakılan, gaz odalarına atılan toplam kaç kurban olduğunu kimse kesin olarak bilmiyor.

Tahminler 10 binlerle "700 bin" arasında değişiyor... Kesin olansa, Sırpların bu gibi kamplarda çingene yahudi ve komünistlerden kat be kat fazla kurban verdiği...

Petroviç, “O zaman kimse Hırvatistan'ı soykırımla suçlamadı. Hala da suçlamıyor. Kimseye o zaman yaşananların hesabı da sorulmadı... Dolayısıyla savaşa karşı olan bir halk varsa, Sırplardır... Çünkü sonuçta her zaman, olan bize oluyor...” diye yakınıyor.

Konuştuğumuz daha pek çok kişi, o dönemde ve sonrasında yapılanların hiç tartışılmamış olmasını 90'larda yaşanan gerginliklerin temelini hazırladığı görüşünü aktarıyor.

"Artık sorunları gömemeyiz; bir barışma-uzlaşma süreci üzerinde çalışmalıyız." diyorlar.

Bosna Hersek'te sadece halklar değil, siyasetçiler de birbirine güvenmiyor...

Sırp Cumhuriyeti'nin Banja Luka'da inşa ettiği yeni meclis ve hükümet merkezi,, Saraybosna'da ve bazı Avrupa başkentlerinde, kimilerince, "devlet olma arzusunun" yansıması olarak görülüyor...

Sırp Cumhuriyeti Başbakanı Milorad Dodik, bizi 15 katlı lacivert cam kaplı yönetim binasının ahşap lambrili ve kristal avizeli gösterişli salonlarından birisinde ağırlıyor.

Binanın beyan edildiği gibi 50 değil, 200 milyon euro’ya mal olduğu iddiaları, bir yolsuzluk soruşturması açılmasına yol açtı.


Dodik kendisini milliyetçi olarak tanımlamıyor

Uluslararası toplum temsilcisi, bundan bir kaç ay önce devlet yetkilerini lideri olduğu entiteye aktardığı eleştirisi ile Sosyal Demokrat İttifak Partisi’nin (SNSD) lideri Dodik’e görevden alınabileceği uyarısında bulundu.

Dodik bu ortamda bir yerel radyoya verdiği mülakatta görevden alınırsa, “Yolun 100 m aşağısında hükümeti toplayıp yüksek temsilciyi istenmeyen insan ilan edeceğinden, Sırp cumhuriyetini bağımsızlığa taşımak üzere bir sivil toplum kuruluşu kurabileceğini anlatıyordu.

Ancak biz BBC Dünya Servisi'ni temsilen sekiz dil bölümü olarak Banja Luka'ya gittiğimizde, "savaş sonrasının propaganda ortamında yetişen gençlerin birbirini anlamadığından" yakınan, amacının "varolan gerçekleri gözeten bir barış ortamı yaratmak" olduğunu söyleyen bir Dodik ile karşılaştık…

Dodik bu yaklaşımına, hükümetindeki 16 bakandan yarısının Sırp kökenli olmamasını, diğer üst düzey makamlarda da üç halkın temsil edilmesini örnek verdi.

İri yapılı, eski bir basketbolcu olan Dodik, cüssesinden beklenmeyen, alçak bir sesle ülkenin geleceğine ilişkin görüşlerin Federasyon'da ve Sırp Cumhuriyeti'nde birbirinden farklı olduğunu, kendisinin sadece bu gerçeğe dikkat çektiğini belirtiyor ve sırp cumhuriyetinin feshi çağrıları yapıldığının altını çiziyor:

"Sırp Cumhuriyetinde insanlar Dayton çerçevesi içinde iki birimli bir Bosna içinde yaşamayı kabul ediyor. Bunun tartışılacak bir yanı yok. Ancak Sırp Cumhuriyeti'nin cezalandırılması ya da dağıtılması yönünde çağrılar yapılıyor ki; halk bunu kabul etmez... Biz Bosna'yı yadsımıyoruz. Ama entitemiz- Sırp Cumhuriyeti olarak yadsınmak da istemiyoruz. Bugün Bosna Hersek'teki siyasetin sorunu bu."

Dodik, parmaklarıyla bir yandan sürekli avucunun içini ya da koltuğun kenarını ovuştururken, uluslararası toplumun Dayton Anlaşmasını şu ya da bu şekilde yorumlayıp değiştirmek istediğinden yakınıyor…

'Oysa' diyor, 'biz anlaşmayı yazıldığı şekliyle uygulamaktan yanayız, ruhunu yoruma açmaktan değil…'

Kendi sözlerininse yanlış anlaşıldığını ya da kötü niyetle yorumlandığını söylüyor Dodik…

"Bazıları Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesinin Bosna açısından yeni bir travma yaratacağını düşündü. Hatta Sırp Cumhuriyeti'nin ayrılmaya gittiğine ilişkin propaganda yaptılar... Yalan söyledikleri ortaya çıktı... Bu kez de buradaki söylemlerden bahsediyorlar... Burada bir grup maceracı oturmuyor... Biz sadece Dayton'daki konumumuzu savunuyoruz. Bize karşı olanlar, bunun ayrılma olduğunu öne sürüyor. Böyle diyorlar, çünkü bunu söylemek onlara itibar sağlıyor..."

Ülkenin üç etnik grubunu temsil eden en büyük üç partinin liderleri yani Milorad Dodik (SNSD), Süleyman Tihiç (SDA) ve Dragan Coviç (HDZBIH), Kasım ayında, anayasal reform konusunda çözüm bekleyen bazı ciddi noktaları ele almak üzere bir anlaşma imzaladı. Ocak Anlaşması ya da diğer adıyla Prud Anlaşması…

Anlaşma 1991'den bu yana ülkenin demografik haritasının ne ölçüde değiştiğini ortaya koyacak bir nüfus sayımı yapılmasını, özel statüde yönetilen Brcko bölgesinin durumunun düzenlenmesini, kamu mülklerinin devlet ve entite düzeyinde paylaşımını öngörüyor.

Anlaşmanın parlamentodan onay alıp uygulamaya girmesi çabalarının önümüzdeki aylarda ülkenin siyasi gündemine hakim olması bekleniyor.

Ülkenin Boşnak Cumhurbaşkanı Haris Silajdzic anlaşmayı da, Dodik'in genel siyasetlerini de yerden yere vuruyor.

Demokratik Eylem Partisi lideri Süleyman Tihiç ise, Milorad Dodik'in bazı açıklama ve adımlarıyla ülkede ilerleme sürecine zarar verdiğini söylüyor; ancak işbirliğinin yine de mümkün olduğuna inanıyor.

Süleyman Tihiç
Tihiç savaşta bir toplama kampında tutulmuştu
"Bence Bosna Hersek devletinde kimin ne söylediğine değil kimin ne yaptığına bakıp durumu değerlendirmeli..." diyor Tihiç:

"Dodik'in enerji nakli konusunda işbirliğine son vermesi, yolsuzluk soruşturması konusunda savcılara istenen belgeleri sunmaması olumsuz... Ama aynı zamanda onunla oturup, böyle bir anlaşmayı da yapabiliyoruz. Dolayısıyla bu da öteki yönü.... Benim için önemli olan; onunla kavgaya tutuşmak değil; oturup belirli meseleler üzerinde uzlaşmaya varmak... "

Banja Lukalılarla konuşurken özellikle Sırp nüfus açısından güçlü bir Sırp kimliğinin varlığını; varlık ve kimliklerinin herkes nezdinde kabul görmesi beklentisini seziyorsunuz...

Kentte en azından bizim karşımıza açıkça "biz Bosna Hersek'ten ayrılmak istiyoruz" diyen kimse çıkmadı...

Ancak Banja Luka merkezli Gençlik İletişim Merkezi'nden Milka Mimiç bu gibi görüşler kesinlikle yok denemeyeceğine dikkat çekiyor.

Gençlerin toplumda etkin bireyler olmasını sağlama hedefiyle faaliyet gösteren ve gönüllü faaliyetleri destekleyen merkezin proje koordinatörü Mimiç, büyük kentlerdense, küçük, kırsal, kapalı toplumlarda aşırı görüşlerin daha çok beslenebildiğini belirtiyor:

"Şu anda pozitif olmayan modeller dönemini yaşıyoruz... Dolayısıyla siyasette güçlü isimler var, ama bunlar olumlu örnekler değiller; heryerde yolsuzluk çok; iyi örnek olacak kişiler yok..." diyor.

Merkezin Başkanı Jugoslav Jediç, "gençler, bu ülkenin bölünemeyeceği, Sırp Cumhuriyetinin bağımsızlığını ilan edemeyeceği çünkü Avrupa Birliği'nin bunu desteklemeyeceği gerçeğinin farkında. Yani kendilerini bosnalı olarak tanımlamasalar da daha uzun yıllar içinde yaşayacakları ülkenin bu olduğunu biliyorlar." diyerek sohbete katılıyor.

Jediç'e göre, AB üyeliği getireceği yeni olanaklar, yeni meselelerle bu etnik tartışmaların gündem dışı kalmasını sağlayabilir.



BU BÖLÜMDE DİNLEDİĞİNİZ PARÇALAR
Banja Luka Postara, Zaim İmamoviç
Sada mi Javljas Mila, Mustafa Santiç & Sasa Losiç Film Orchestra (Gori Vatra Soundtrack)

 
^^ Başa dön ANA SAYFAYASAL UYARI