YASAL UYARI  
SORGU ODASI
 

------------------------------------------------

 
- BÖLÜM 1

------------------------------------------------

 
- BÖLÜM 2

------------------------------------------------

 
- BÖLÜM 3

------------------------------------------------

 
- BÖLÜM 4

------------------------------------------------

 
- BÖLÜM 5

------------------------------------------------

 
- BÖLÜM 6

------------------------------------------------

 
- DOLAYLI İŞKENCE

SORGU ODASI

 

BÖLÜM 1- Işık-su düşman olunca (Fransa/Cezayir – 1960'lar)


Işık-su düşman olunca (Fransa/Cezayir – 1960'lar)

Dünyanın dört bir yanında son 50 yılda sadece diktatörlükler değil, modern demokrasiler de hedefleri için işkenceye başvurdu.
Cezayir Savaşı

Günümüzde insan hakları konusunda en önde gelen savunucular arasındaki Fransa da zamanında, Cezayir’de bu kavramları bir kenara itmekten çekinmemişti.

Bu dönemde yaşananları en iyi bilebilecek olanlardan biri Fransız ordusunun emekli generallerinden Paul Aussaresses.

Şimdi 86. yaşını süren General Aussaresses, 50 yıl önce General, Cezayir bağımsızlık savaşı sırasında tutuklulara yapılan işkencede ve hatta ölümlerinde bizzat pay sahibiydi.

Cezayir'de 1950'lerden itibaren, yaklaşık 10 yıl süreyle yaşananlar, kimileriyle gerilla savaşının ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Çatışmalar ve baskınlar bir yana, Cezayir'in dört bir köşesi bağımsızlık talep eden Ulusal Kurtuluş Cephesi FLN'nin bombalı saldırıları ile sarsılıyordu.

‘Bedeli ne olursa olsun’

İşte bu dönemde, başkent Cezayir'de bulunan Aussaresses, ve gizli askeri istihbarat birimindeki adamları, Müslüman ayrılıkçıları dağıtmakla görevlendirilmişti.

Aussaresses, “Hükümet bombacıları bedeli ne olursa olsun durdurmamız gerektiğini söylüyordu.” diyor ve soruyor “Sizce bedeli ne olursa olsun ne demek?”

Bu talimat ışığında Cezayir topraklarında Fransa’nın hükmünü korumakla görevlendirilen ordu istihbarat birimleri çeşitli işkence yöntemlerini devreye soktu.

1955-57 yılları arasında Cezayir’de görev yapan Aussaresses, “Kimseye, onları cezalandırmak istediğim için işkence etmiş değilim. Bu şekilde çok hayatları kurtardım.” diyerek savunuyor kendisini.

Hükümet bombacıları bedeli ne olursa olsun durdurmamız gerektiğini söylüyordu. Sizce bedeli ne olursa olsun ne demek?
Emekli General Paul Aussaresses
 

Fransızlar Cezayir'de daha çok fiziksel işkenceye ağırlık verdi. Örneğin elektrik şoku ile işkencenin öncülüğünü yaptılar. Bunun için hala işkence denince ilk akla gelen yöntemlerden biri manyetolu telefon kullanıldı. Telefonun kabloları cinsel organlar da dahil, vücudun çeşitli bölgelerine bağlanıyordu.

Emekli General Aussaresses, “Malum; elektrik şoku, çooook nahoş bir şeydir. Ama öldürmez.” diyor, bunun bitmesi arzusunun kısa sürede itirafları da beraberinde getirdiğini söylüyor.

Cezayir'in bağımsızlığını savunan L'Alger Republican gazetesinin bu dönemdeki editörü Henri Alleg yayımları nedeniyle buradaki yönetimin hedefi oldu. 1957'de yakalanıp pek çok kez manyetolu telefona bağlandı, çeşitli işkence yöntemlerine tabi tutuldu.

Alleg kendisine işkence edenlerin başında Paul Aussaresses’in de olduğunu anımsıyor. Onun idare ettiği işkence seanslarında başvurulan bir diğer yöntem su ile işkenceydi.

Tutuklunun ağzı bir musluğa dayanıyor, tüm suyu içmeye zorlanıyordu. Bu yıllarda henüz bir subay olan Aussaresses, suyu kişi konuşana ya da boğulana dek akıtmaktan yanaydı.

Villa Suzini’de işkence geceleri

 

Şimdi Cezayir'e hakim bir tepede doğu işi süslemeleri, vitrayları, mermer sütunları ile dikkat çeken Suzini Villası, o yıllarda Cezayir'deki Fransız ordusuna ait bir sorgu merkeziydi.

Suzini Villası

Uzun süre, buradaki salonlarda, bodrumlarda yüzlerce kişi işkenceye uğradı. Hatta işkence sırasında ölenlerden bazıları bahçeye gömüldü.
Bir dönem, hatta 4-5 yıl öncesine kadar, ofis olarak kullanılan bu bina şimdiyse, bir bakıcı dışında terkedilmiş durumda.

Kendisi de bu binada işkence gören Henri Alleg, “Burası adeta işkence için bir atölye gibiydi.” diyor.

“Geceleri büyük kamyonlar gelirdi. Gecelikli pijamalı insanları indirir işkence etmeye başlarlardı.”

Burada işkenceye uğrayanlardan bir diğeri de Cezayirli Mervan Gania. O yıllarda FLN üyesi bir gerilla olan Gania 16 yaşındayken yakalanıp villaya götürüldü.
Salonda beklerken "Çaçaça çaçaça" diye sesler duyduğunu, işkence için kullanılan odadan müzik sesi yükseldiğini anlatıyor. Şöyle devam ediyor sözlerine:

“Sonra işkence için beni soydular. Bana "dansetmeyi biliyor musun" diye sordular. "Hayır, bilmiyorum" dedim. Oradaki asker ise bana "ama şimdi çok iyi dansedeceksin değil mi" dedi. Duvardaki elektrik prizlerinden sarkan kablolara bağladılar. Tüm vücudum sarsılıyor, atıyordu. Çok korkunçtu... Bittiğinde çok ağladım.”

“Sadece kıvılcımlar, ışık demetleri görebiliyordum. Sanki gözlerim yuvalarından fırlayacak sanıyordum. Bu çok... Çok, çok acı veren bir şeydi.”
Henri Alleg L'alger Republican Gazetesi eski editörü
 

1961-62 arasında buradaki askerler arasında bulunan askerlerden Henri Pouillot işkence sırasında yapılan itiraflardan notlar alıyordu. Kimi zaman, işkencecilerin Müslüman tutsaklarının haysiyetini kırmak için cinselliği kullandığını anlatıyor.

“Mesela bir tutsağa mastürbasyon yaptırıldı. Bir diğerine bundan sonra tecavüz edildi.” diyen Pouillot , “Bu Fransız tekniklerini bugün Irak'ta da görüyoruz.” diye ekliyor.

Bu benzerlikler anlaşılan Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon'un da dikkatini
çekmiş.

Cezayir'de bu dönemde yaşananları konu alan Gillo Pontecorvo'nun 1965 yapımı "Cezayir Savaşı" filmi, Irak'taki savaş sonrasında, Pentagon'da askerlere eğitim amacıyla izletilmiş.

Film, Arap halkına nasıl muamele etmemek gerektiğine ve yanlış taktiklerle nasıl stratejik yenilgiye yol açıldığına dair bir ders olarak ifade ediliyor.

Ama yine de bu yöntemlere bizzat başvuran Paul Aussaresses, FLN hareketine karşı işkence ile elde ettikleri bilgilerin hayati rol oynadığına inanıyor. Ona sorarsanız, yaptıklarının başarı getirdiğine şüphesi yok.

“Ya söz konusu olan adam doğrudan, konuşurdu... Ya da konuşmayıp ölürdü. Ama öldüğünde de, bu diğerlerine ibret oluyordu. Yani ben tüm bu dönemde hep başarılı olduğuma inanıyorum.” diyor, “Hep başarılı oldum...”

Aussaresses aksi fikirde olsa da uzun vadede bu gibi yöntemler yapıcı değil yıkıcı sonuçlar verdi ve Cezayir’deki milliyetçi hareketi güçlendirdi. Cezayir 1962'de Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.

Cezayir'deki hizmetleri ardından Aussaresses ise general rütbesine terfi etti. Ayrıca Fransızların en büyük onur nişanı olan Legion D'honour ile ödüllendirildi. Fransız hükümeti onu ders vermesi için başta Vietnam savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri'nde olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki askeri akademilere gönderdi.

Henri Alleg, Aussaresses için “O bir işkence profesörüydü.” diyor.
Ancak General Aussaresses’in ‘hizmetleri’ konusundaki yaklaşım zamanla değişti.

Aussaresses, 2002'de Cezayir'deki deneyimleri hakkında bir kitap yazdıktan sonra kendisini mahkemede buldu. 83 yaşındayken, tecilli bir hapis cezası aldı. Gerekçe, işkence yapması değil, Cezayir'de yaşananlar sırasında işkence kullanımını mazur göstermeye çalışmasıydı.

Aussaresses bu kararla ihanete uğramış hissettiğini söylüyor. Zira Legion D'honour ödülü Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın emriyle elinden alındı.

Fransız ordusuna, Cezayir'deki hizmetleri ile yine de gurur duyduğunu belirten Aussaresses, pişman değil. Görevini yaptığını, bunun için af dilemeyeceğini söylüyor.
^^ Başa dön ANA SAYFAYASAL UYARI