|
6 Mart 2008 Basın Özeti
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
İngiltere gazetelerinde bu sabah Amerika Birleşik Devletleri'nde Demokrat cephede kıran kırana geçen adaylık yarışı geniş
yer buluyor.
Önceki gün dört eyaletteki ön seçimden üçünü Hillary Clinton'ın, birini Barack Obama'nın alması, Demokratların adayı konusundaki tartışmaları derinleştirmiş görünüyor. Financial Times, başyazısında "Clinton'ın zaferleri, daha uzun süreli bir düşmanlığı tetikleyebilir" görüşüne yer veriyor: Cumhuriyetçilerin dünkü önseçimleri kutlamak için iki sebepleri var: Birincisi, kendi başkan adayları için yarış sona erdi. John McCain, asıl düşmanına yoğunlaşabilir. Ama Cumhuriyetçiler için esas güzel haber, Demokratların adayı için yarışın aylarca uzayabilecek olması. Financial Times gibi Independent da "asıl kazanan Cumhuriyetçiler oldu" yorumunu yapıyor. Guardian yazarlarından Jonathan Freedland'in görüşü de pek farklı değil: "Demokratların savaşından Cumhuriyetçiler galip çıktı" Clinton ile Obama'yı şimdi aylar sürecek hınç ve ayrılık bekliyor. Ama sonuçta 5 Kasım'daki başkanlık seçimlerinde ikisi de "hasarlı mal" olabilirler. McCain'in önü ise açık, bastırıp genel seçim tartışmasını kendi lehine çevirebilir." Rüya bilet iması Times sayfalarında ise Clinton'ın konuşmasında "rüya bilet"in yani Obama'yla ortaklığın mesajını verdiğine dikkat çekiliyor: Hillary Clinton zaferini kutlarken, bir yandan da Obama'ya başkan yardımcılığı teklif edip yarışa beraber devam edebileceğini üstü kapalı ima etti. Çıktığı televizyon yayınlarında, pek çok kişinin bunu hayal ettiğini belirten Clinton, "Elbette bu mümkün, ama önemli olan, üstteki biletin kimde olduğunda. Sanırım Ohio halkı beni istediğini ortaya koydu" diye konuştu. Daily Telegraph ise Barack Obama'nın yardımcılarının daha saldırgan bir tutum içine girecekleri, Clinton'ın şeffaflığı ve başkomutanlık görevine hazır olup olmadığını tartışmaya açabilecekleri yorumunu yapıyor. Orta Doğu’ya yeni politika Financial Times, 'Gazze'de ateşkes' başlığıyla yer verdiği başyazılarından birinde, mevcut Amerikan diplomasisinin, Orta Doğu'da barış sağlayamayacağını vurguluyor: Amerikan Dışişleri Bakanı Rice, dün anlamsız bir Orta Doğu gezisini daha tamamlamış görünüyor. Gazze'de ateşkesten bahsetmeyi reddedip "Filistin lideri Abbas'a İsrail'e barış görüşmelerine yeniden başla" demesinin bir mantığı olduğuna kuşku yok. Ama bu mantık barış getirecek bir nitelik taşımıyor. Amerika, Mısır ve Suudi Arabistan gibi Arap müttefiklerinin yardımıyla iki tarafın da derhal ateşkes ilan etmesini ve İsrail'in Gazze'ye işgalini bitirmesini sağlamalı. Hamas'ı tecrit etme politikası terkedilmeli. Bu soruna bir çözüm bulunacaksa - ki son kamuoyu yoklamaları İsraillilerin üçte ikisinin bu örgütü tanıdığını gösteriyor - Hamas sürece dahil edilmelidir. “Hamas ile Abbas ilişkileri tamir etmeli ve ulusal birlik hükümeti kurmalıdır. Şurası açık ki Hamas, başkenti Doğu Kudüs olan, Batı Şeria'yla Gazze'yi kapsayan bir Filistin devletini kabul edecektir. Ama ancak bu devlet kurulduğu takdirde İsrail'in varlığını tanımak zorunda kalacaktır. ‘İran’a askeri operasyon hala masada’ Amerikan Ulusal İstihbarat Konseyi'nin geçen Kasım ayındaki raporunda İran’ın nükleer faaliyetlerini 2003 yılında dondurduğuna dair tahmininin ilk kez bir İngiliz diplomat tarafından tartışmaya açıldığını yazıyor Independent. "İran nükleer silah üretme emellerinin peşini belki de hiç bırakmadı." Önde gelen bir İngiliz diplomat, İran'a yönelik bir askeri saldırıyı haklı kılacak gerekçeleri ortadan kaldıran Amerikan istihbarat raporunu ilk kez tartışmaya açtı. Rapordaki İran'ın tüm nükleer faaliyetleri 2003'de durdurduğu ve bir daha da denemediği yolundaki ifadeyi, kendisi gibi pek çok kişinin, fazlasıyla "katı ve yadsınamaz" bulduğunu savunan diplomat, "bu tür faaliyetlerin durduğuna ikna edecek fazla bir kanıt göremediğini dile getirdi. Aynı diplomat, raporun, uluslararası tartışmalarda etkili olduğuna, ancak askeri operasyon seçeneğinin henüz ortadan kalkmadığına işaret etti. “Amerika, İngiltere, Fransa ve Almanya dün Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu toplantısında, İran'dan geçmişteki askeri araştırma faaliyetlerine ilişkin sorularını yanıtlamasını istediler.” Yıldızlara açılan pencere kapanıyor "İngiltere yıldızlara açılan penceresini kaybetmenin eşiğinde." Times gazetesi manşetten duyurduğu özel haberiyle, İngiltere'de son elli yılın en büyük keşiflerinin yapılmasına imkan veren ağın en önemli parçası olan Jodrell Bank gözlem merkezinin kapatılacağına dikkat çekiyor. “İngiltere'yi yıldız ve gezegenlerin incelenmesi ve keşfinde dünya lideri kılan yedi dev çanak anteni birbirine bağlayan ağ, hükümetin bilim harcamalarından yılda iki buçuk milyon sterlin tasarruf etme planlarına kurban ediliyor. Bilimadamlarına göre, hükümetin bu adımı İngiltere'nin radyo - astronomi alanında, yani radyo sinyalleriyle uzayda keşif faaliyetlerine ağır darbe vurmak anlamına geliyor. “Jodrell Bank, Einstein'in Görecelik Kuramı'nın en eksiksiz doğrulamasının yapılması ya da Sputnik roketlerinin takibi pek çok önemli projenin ardındaki gözlemevi olarak biliniyor. "Bilim adamları yedi dev çanak anteni eşzamanlı hareketine izin veren Merlin projesi için bugüne dek harcanan 8 milyon sterlinin de boşa gideceğine dikkat çekiyorlar.” Beyni okuyan makine Guardian, "Beyninizi okuyan bir makine: Korkutucu mu yoksa heyecan verici mi?" diye sorarak manşetten yer verdiği haberinde, bilim adamlarının, beyin faaliyetlerini tarayarak insanların zihnindeki imgeleri okuyabilecek bir bilgisayar tekniği geliştirdiklerini duyuruyor okuyucularına. Bu büyük buluş, Amerikalı bilimadamlarının, hastanelerde teşhis sürecinde sıkça kullanılan MRI yani manyetik çözünürlük görüntüleme tekniğiyle, bir dizi siyah beyaz fotoğraf gösterdikleri deneklerin beyinlerini incelemeleri sonucunda geldi. “Uzmanlar, daha sonra bir bilgisayar yoluyla yaptıkları her 10 tahminden 9'unda, deneğin ne tür bir imgeye odaklandığını tespit etmeyi başardılar. “Araştırma, gelecekte insanların hayalleri ya da anılarını görüntüleme teknolojisinin geliştirilmesi ihtimalini doğurdu.” Lehçelere bölünen İngilizce "Geleneksel anlamda İngiliz dilinin dönüşümden geçtiğini yazan Daily Telegraph, "İngilizce tüm dünyaya yayıldıkça bölgesel nitelik kazanıyor ve yeni lehçelere bölünüyor." diyor. “Profesör David Crystal, insanların iki ayrı İngilizce öğrenmeleri gerektiğini söylüyor: biri doğup büyüdükleri yerde konuşulan, diğeri tüm dünyada anlaşılabilecek standart bir İngilizce. “Crystal, bu standardın belirlenmesindeyse Hindistan ve Çin gibi ekonomik anlamda giderek büyüyen ülkeler etkin olacak diyor ve buna bir de örnek veriyor: Geleneksel İngilizce de duyguları ifade ederken, geniş zaman kullanılır ama Hint lehçesi şimdiki zamana başvurulur. Bu tüm dünyada Amerikan İngilizcesinin gücünü kırarak standart bir nitelik kazanabilir. “Profesör Crystal'a göre, bu durum, İngilizcenin aynı Latince de olduğu gibi zamanla farklı farklı dillere de bölünmesiyle dahi sonuçlanabilir.” |
İlgili haberler
5 Mart 2008 Basın Özeti05 Mart, 2008 | Basın Özeti
4 Mart 2008 Basın Özeti04 Mart, 2008 | Basın Özeti
3 Mart 2008 Basın Özeti03 Mart, 2008 | Basın Özeti
2 Mart 2008 Basın Özeti02 Mart, 2008 | Basın Özeti
29 Şubat 2008 Basın Özeti29 Şubat, 2008 | Basın Özeti
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||