BBCTurkish.com
  • Yardım
  • Sadece metin
 
NEWS
 
SPORT
 
WEATHER
 
 
Son güncelleme: 31 Temmuz, 2008 - TSİ 19:39
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
AKP kararı: Demokrasi-Laiklik Tartışması
 
Adalet ve Kalkınma Partisi aleyhine açılan kapatma davasını ve çıkan kararın siyaset ve siyaset felsefesi açısından anlamını ABD ve İngiltere'den iki uzmanla konuştuk. Cambridge Üniversitesi'nden bu konudaki uzman felsefeci AC Grayling ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Dışilişkiler Konseyi adlı düşünce kuruluşunun Türkiye Uzmanı Steven A. Cook konuğumuz oldular.

Steven A. Cook: Adalet ve Kalkınma Partisi taraftarlarının karardan mutlu olduğu çok açık. Partinin karşıtları da, 11 üyenin 6'sının kapatma yönünde oy kullanmasına ve partinin toplumun islamcılaştırılması yönünde faaliyet gösterdiğine hükmetmesine dikkat çekerek, kendileri açısından bir zafer olarak görüyor. Ama şu gerçek de ortada. Bu, Türkiye tarihinde, laik güçler ya da diğer güçlerin, anti demokratik yollarla, özgür ve adil bir seçimin sonuçlarını tersine çevirme çabalarının sonuç vermediği ilk olaydır. Ve ben bunun Türkiye açısından çok önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum.

BBC: Sizce Adalet ve Kalkınma Partisi, bu karar ışığında gelecekte daha temkinli mi olacak?

SAC: Tabi ki parti, kendisini yeniden mahkemelerde görmek istemiyordur. Bence iktidardaki ilk dönemlerinde sergiledikleri ölçülü tutuma geri dönecekler. Laikler ve milliyetçiler, partinin ve meşruiyetinin altını oymak için çaba gösteriyordu. AKP de geçen yazki seçim zaferlerinden bu yana onlara bir ölçüde malzeme verdi. Bence parti liderleri de, Anayasa Mahkemesi başkanının işaret ettiği gibi bu karardan bir ders alacaktır.

BBC: Dava Adalet ve Kalkınma Partisi'nin laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı olduğu iddiasıyla açılmıştı. Dolayısıyla Anayasa mahkemesi'nden çıkan karar, dünya genelinde laikliğin anlamı, din ve devlet ilişkilerinin nasıl düzenlenmesi gerektiğiyle ilgili tartışmalar açısından da önemliydi. Biz de Cambridge Üniversitesi'nden bu konudaki uzman felsefeci AC Grayling'e kararın bu çerçevedeki olası yankılarını sorduk.

AC Grayling: Bence sadece Türkiye'deki değil, genel olarak dünyada bugünkü duruma bakıldığında, daha net sınırların çizilmesi gerekiyor. Türkiye'deki tartışmalar, Fransa'da, ve anayasaya aykırı olarak ayinlerin okullara sokulmak, on emir'in mahkeme salonlarında sergilenmek istendiği Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi, aslında din ve devlet ilişkileri sınırıları üzerinden verilen mücadelenin görünen kısmı.

BBC: Peki sizin kaygınız tam olarak nedir?. Mesela İngiltere'de Hristiyan ya da Müslüman bir partinin örneğin, belediye seçimlerini kazanması sizi neden kaygılandırır ?

ACG: Benim endişem şu. Hangi dinden olursa olsun, inançları kuvvetli insanlar, çoğu durumda bir azınlıktır. İnançlarının önemli bir parçası da kendi görüşlerini diğerlerine empoze etmektir. Siyasi ya da dini, tek bir ideolojinin hakim olduğu yerlerde de, her türden sivil toplum örgütlerinin oksijeni azalır. Dolayısıyla, dinle devlet işleri arasındaki sınırın nereden geçmesi gerektiği konusunda hassas olmalıyız. Türkiye'de de bazı laikler, durumlarının dinin genelde inanç alanını kapsadığı Hristiyan ülkelerden farklı olduğunu söylüyorlar. Ancak İslam, her zaman geleneksel olarak devlet işleri alanını da kapsar.

BBC: Peki sınırların çizilmesi gerek derken, açık bir dini kimliğe sahip partilerin yasaklanması gerektiğini mi söylüyorsunuz?

ACG: Hayır, kesinlikle bunu söylemek istemiyorum. Bence dini örgütler ve hareketler kendilerini sendikalar, siyasi partiler ve herhangi bir çıkar grubu gibi bir sivil toplum kuruluşu olarak görmeli. Tabi ki var olma ve görüşlerini açıklama hakları var. Ama yapmamaları gereken, birçok ülkede olduğu gibi pastadan diğer sivil toplum kuruluşlarından fazla pay almak.

BBC: Peki mesela Amerika Birleşik Devletleri'nde Hristiyanların Kongre'yi ve başkanlığı ele geçirmesi durumunda , hoşgörülü liberal bir kişinin tavrı ne olmalı sizce?

ACG: Bu çok zor bir soru. Çünkü bu soruyla parmak bastığınız konu genel bir demokrasi ve inanç sorunu. Mesela İran'da, Cezayir'de, Türkiye'de ya da Amerika Birleşik Devletleri'nde aşırı dinciler tamamen demokratik yollarla seçilse ne olur? Bu durumda ne yaparsınız? Tabi ideal durumda demokrasi, oy verenlerin, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yaşamak istemeyenlere karşı sorumluluklarının bilincinde olmasıdır. Dolayısıyla burda çok büyük bir çıkar çatışması var. Bunu dünyada giderek daha çok yerde görüyoruz ve bu durum çok temel, zorlu sorunlar çıkartıyor ortaya.

 
 
BAŞLICA HABERLER
 
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
 
  Programlarımız|Frekanslarımız |Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
 
BBC Copyright Logo ^^ Başa dön
 
  Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
 
  BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
 
  Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik