|
Gazze'de militanlarla bir gün
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Gazze Şeridi'nin doğusunda Han Yunus'ta güneşli bir gün...
Ebu Harun, yeğeninin eline bir Kalaşnikof tüfeği veriyor. Hani tüfeğin boyu çocuğun iki katı desem yalan olmaz. "Ben bir gün geri gelmeyebilirim. Onun için günün birinde bunu düşmana karşı kullanmayı öğren." deyip çocuğa sarılarak vedalaşıyor. Ebu Harun, İsrail'e roket atan belli başlı gruplardan biri olan Ebu Riş Tugayının üyesi, siyahlar giymiş bir militan. Üç çocuğu var. Yıllardır savaşıyor. İsrail askerlerine ilk kez taş attığında on bir yaşındaymış. Ondan sonra, ikinci intifadanın başladığı 2000 yılında mermi atmaya başlamış. Derken de roket hazırlamayı ve fırlatmayı öğrenmiş. Yakındaki bir evin, boyası solmuş duvarlarında eski şehitler diye andıkları kişilerin fotoğraflarının asılı olduğu küçük odada yirmi üç yaşındaki Muhammed'le tanıştım. Çok heyecanlıydı çünkü üç yıldır bu grubun içinde olmasına rağmen ilk kez roket fırlatma seferine katılmasına izin vermişlerdi. Üniversitede okumuş, bilgisayar uzmanı olan Muhammed, internet üzerinden Google Yeryüzü haritalarını inceliyor. Kısa menzilli roketleri için en iyi hedefleri saptamaya çalışıyor. Ama Muhammed'in bir şikayeti var: "Bu Google Yeryüzü haritalarını yapanlar kasıtlı olarak İsrail askeri tesislerini saklıyorlar." diyor. İsrail de, bu roketlerin hiçbir askeri tesisi hedeflemediğini, sivilleri öldürmek için gelişigüzel atıldığını ileri sürüyor devamlı olarak. Balkonda dua ettikten sonra Ebu Harun'un 57 yaşındaki babası evden dışarı çıkıp bahçesindeki ağaçtan topladığı hurmaları militanlara ikram ediyor. "Oğlumla gurur duyuyorum." diyor. "Bazen öldürmek şart oluyor." Militanlar, camlarına öldürülmüş militanların fotoğrafları yapıştırılmış, eski bir beyaz jipe dolup ayrılıyorlar. Arka sokaklarda çocuklar, kahraman gözüyle baktıkları bu militanların gidişini seyretmek için futbol oynamaya biraz ara veriyorlar. Jip, Gazze Şeridi'nin İsrail sınırına doğru yol alırken, içindekiler arada bir aracı durdurup, çok korktukları zananaları, yani pilotsuz uçakları görüp görmediklerini soruyorlar. Zananalar Zanana, yerlilerin, pilotsuz uçaklara verdikleri ad çünkü bu küçük uçaklar "zzzzz" diye ses çıkarıyor. Söz konusu uçaklar sadece olası roket atıcıların yerini saptamıyor. Aynı zamanda kamerayla yönlendirilmiş roketlerle Gazzeli militanları vurabiliyorlar. Gökyüzünden bir tehlike gelmeyeceğine emin olduktan sonra, roketleri fırlatacakları bir yer buluyorlar. İki yanında sıra sıra ağaçlar olan bir dar geçit... Hemen, ait oldukları grubun renkleri olan kırmızı beyaza boyanmış üç küçük roketi fırlatmaya hazır duruma getiriyorlar. "Ateş!" diyor Ebu Harun. Ama hiç bir ses yok. "Fünyelerde sorun var." diyor Muhammed. Bugünlerde doğru dürüst malzeme bulmanın zor olmasından şikayet ediyorlar. Ebu Harun'un üyesi olduğu roket fırlatan militan grup El Fetih'in bir parçası. Geçen Haziran ayında Gazze Şeridi'nin denetimini rakibi Hamas'a kaptıran El Fetih... Gazze Şeridi'nin Mısır'la olan sınırında yer altında kazılan gizli tünelleri denetleyen adamları sayesinde Hamas'ın elinde çok daha bakımlı roketler olduğu söyleniyor.
Bu ilk roketinin ateşlenmemesi Ebu Riş Tugayını yıldırmıyor ama... Ebu Harun'un arkadaşları, ne olur olmaz bir zanana yerlerini görmüştür diye, ellerindeki aygıtları biraz daha geriye çekiyor. Güneş batarken de, portakal bahçelerinin ortasına yerleştiriyorlar roket fırlatıcıları. Bu sefer ateşleniyor roket ve kocaman bir beyaz bulut çıkararak fırlıyor. Ama sola doğru çarpılan roket büyük olasılıkla İsrail topraklarına kadar ulaşmıyor bile. Çoğunun doğru dürüst yol alamadığı, yakındaki Filistin tarlalarına düştükleri biliniyor. Ebu Harun düş kırıklığı içinde: Farklı militan grupların ateşlediği roketlerin sonucu pek az İsraillinin öldüğünü söylüyor. İsraillilere sorarsanız son altı yılda 13 İsrailli öldü bu roketlerle. Ama Ebu Harun'un deyişiyle, Filistinlilerin direnişinin hiçbir zaman sona ermeyeceğini İsraillilere göstermek gerek. Hamas'tan ve El Fetih'den roket atan militanların hedefleri farklı. Ama her iki grup da sürdürdükleri bu kampanyanın, kendilerine ait olduklarını düşündükleri topraklar için olduğuna inaniyor. Ertesi günü İsrail'in Sderot kentine gidiyoruz. Polis, son bir kaç yıl içinde kent içine ve çevresine 4.000 roket düştüğünü söylüyor. Eylül'de okullar roket ateşi altında kaldı. İsrail'de yakınlarda yürütülen bir araştırmanın sonucuna göre Sderot'ta oturan çocukların dörtte üçünden fazlası devamlı roket saldırıları nedeniyle ruhsal sarsıntı geçiriyor. Yerel polis yetkilisinin belirttiğine göre Sderot halkı, kente roket saldırısı olduğunu ancak yirmi saniye öncesinden öğrenebiliyor. Kimsenin kaçıp sığınmasına izin veremeyecek kadar kısa bir süre bu. Daha sonra, oğlu böyle bir roket saldırısında ölmüş bir kadınla tanıştım. "Sınırın her iki yakasındaki analar için çok üzülüyorum." diyor. "Bizim tek istediğimiz biraz barış ve sükûnet." Ebu Harun ve ona benzeyenler, bu isteğin gerçekleşmemesi için kararlı ama... |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||