|
Bir sağ, çok sol
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Fransa’da Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesindeki kampanyanın 'ilginç' olduğunu, siyasî panoramayı değiştirdiğini, yeni
isimler ortaya çıkarıp yeni siyasaları teyit ettiğini söylemek zor.
Dünyanın yeni bir siyasi ve ekonomik düzene girmesi gerektiğinin anlaşılması, ekonomik kriz, ABD’nin dünya görüşündeki dönemeç, Avrupa’da ve Fransa’da yepyeni bir siyasi dağılım beklentisini artırmıştı. Ancak AP seçimleri Fransa’da, Fransız iç politikasının labirentlerinde anlamsızlaştı, tatsızlaştı. Seçim öncesinde iktidar partisi, bir taraftan tamamen iç politikaya yönelik mesajlar verirken, diğer taraftan aday olarak ulusal siyasi arenada yıldızı sönmeye başlamışları gösterdi. Avrupa Parlamentosu’na gitmek UMP milletvekili ve bakanları için bir nevi ceza gibi gösterildi. Bu cezayı Sarkozy’nin açılım bakanlarından Rama Yade reddedince, büyük bir tartışma başladı. Adalet Bakanı Rachida Dati, kerhen bu görevi üstlenmek zorunda kaldı. Bir bakıma AP seçimlerine katılmak ve AP milletvekili olmak, iktidar partisi mensupları için bir bekleme odası, bir angarya olarak görülmekte. Bu duruma rağmen UMP listesinin sağ kanadı tamamen kapladığını söyleyebiliriz. Sarkozy güdümünde söylemini bir taraftan iyice egemenlikçi yabancı düşmanı sağa çeviren parti, diğer taraftan ekonomik krizi fırsat bilip 'sosyal popülist hatta devletçi mesajlar'la, alt-orta tabakanın oylarına ipotek koymuş durumda. Sağda yer alan iki diğer liste, yani dokuz canlı Jean-Marie Le Pen’in Front National listesi ve gene egemenlikçi ve ırkçı Philippe De Villiers’nin Avcılarla yaptığı ortak liste, bu kadar geniş ve fırıldak bir söylem kullanan UMP’nin yanında, kendine zor yer buldu. Seçim sonuçları da sağ cenahta UMP’nin tekelini teyit etti. İktidar partisi % 28’e varan oylarıyla tepeye yerleşmeyi başardı. Ancak bu başarıyı gölgeleyen iki faktör olduğunu da unutmamak gerek. Birincisi Fransız’ların sadece % 40’i oy kullandı. Yani UMP’nin oy oranı sadece bu % 40’in % 28’i. Topu topu 4,5 milyon oy, toplam seçmenlerin % 10’u. Bir iktidarı meşru kılmaktan uzak. İkincisi, birinci gelmiş olmasına rağmen UMP oyları, sol partilerin toplam oylarıyla karşılaştırılınca, oldukça düşük.
Unutulmaması gereken, Fransa’da seçimlerin şahı olarak görülen ve 2012’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçilebilmek için % 51 oranında oy almak gerek. Solda bölünmüşlük çıkmazı Ancak, bir ancak var... O da, solun Sarkozy’nin huşu içinde seyrettiği bölünmüşlüğü. Seçmene bir alternatif sunamaması. Sosyalist parti iç rekabetlerle boğuşmakta. Dahası, yeni genel sekreter Martine Aubry ile eski Cumhurbaşkanlığı adayı Ségolène Royal’in çekişmesinin ötesinde, partinin iyice sağa kaydığı görüşü sol seçmen tarafından benimsenmiş gibi. Sosyalistler sadece % 17 oy alabildi bu seçimlerde. Ve hemen iç rekabet mekanizması çalışmaya başladı. Ne başarının sonuçlarını paylaşabiliyorlar, ne de başarısızlığın sorumluluğunu. Belli ki Sosyalist parti, yavaş yavaş sistemin herhangi bir siyasi oluşumu haline gelmekte. Çok umut bağlanan, ekonomik krizden en kârlı çıkacağı düşünülen eski Troçkistlerin diğer birkaç marjinal sol hareketle oluşturduğu Yeni Antikapitalist Parti listesi de hayal kırıklığına uğrattı. Lideri genç Olivier Besancenot’nun karizmasına rağmen, parti ancak %6’ya ulaşabildi. Keza Sosyalist partinin sağa kaymasından endişe duyanlarla Komünist parti’nin hazırladığı ortak liste aynı şekilde %6’da kaldı. Görüldüğü gibi sol oylar dağılmış olsa da, sadece bu üç listenin oy oranının toplamı UMP’yi geçmekte. Ama toplamı kim yapacak? Gerçek galip Yeşiller Elbette gene sol kesime sayılması gereken ve seçimin gerçek galibi, Yeşiller listesi. Daniel Cohn Bendit, Eva Joly, José Bové gibi değişik siyasî kanallardan gelen yıldızların dışında bünyesine gençleri de alan liste kendine Europe-Ecologie ismini vermişti. Gerçekten de, bu seçimlerde Avrupa hakkında konuşan ve uluslarüstü bir söylem geliştiren tek liste buydu. Ve ödülünü de aldı, neredeyse Sosyalist partiyle başa baş bir sonuç elde edip oyların % 16’sını çekebildi. Artık 'sol'daki yeni oluşumlarda, Yeşillerin başı çekeceği tartışılmaz. Yeşillerle eşit bir sonuç alacağı düşünülen Merkez partisi MODEM bile % 8’de kaldı. Kısacası Sarkozy iktidarda tek başına rakipsiz, ancak sağda zafer çığlıkları atılmasını gerektirecek bir durum görünmüyor. Sosyal Demokratlar, Sosyalistler ve Troçkistler eğer bir mantık evliliğini birtakım evrensel değerler çerçevesinde geliştirebilirlerse Fransa’da bir siyasal dönüşümü ümit etmemek için sebep yok. |
İlgili haberler
Paris ve Çinlilerin gözdesi Montargis12 Haziran, 2009 | Dünyaya Açılan Pencere
Rüzgâr gibi geçti10 Nisan, 2009 | Dünyaya Açılan Pencere
'Sarkozy'yi Türk vetosu kurtarır'13 Şubat, 2009 | Dünyaya Açılan Pencere
Fransa'nın küresel yılı 24 Aralık, 2008 | Dünyaya Açılan Pencere
Vive la crise!31 Ekim, 2008 | Dünyaya Açılan Pencere
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||