|
Çiftçiler ve 'geviş vergisi'
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Frank Brenmuhl dobra konuşan, Yeni Zelandalı bir çiftçi. Konuşa konuşa yıldırararak herkese herşeyi yaptırabilecek güçte.
Yakınlarda 60'ına basan Brenmuhl, 29 yaşından bu yana Yeni Zelanda'nın Güney Adası'ndaki çiftliğinde süt ve süt ürünleri üretiyor. Çiftlik amelesiyken önce yönetici, sonra mülk sahibi olarak sektörde sıfırdan zirveye ulaşan Brenmuhl'ün büyük büyük büyükbabası; buraya beş nesil önce 1870'lerde, Polonya ve Almanya'nın siyasetlerinden kaçabildiğince uzağa kaçmak için gelmiş. Şimdilerde Frank de başka tür bir siyasi sorunla karşı karşıya: Yeni Zelanda'nın çevre siyasetinden hiç mi hiç hoşnut değil... O kadar ki, artık çiftliğinde durmuyor, tüm vaktini başkent Wellington'da, ülkenin mandıracılık yapan çiftçileri adına lobi yapıyor. Herşey Yeni Zelanda hükümetinin koyun ve ineklerin küresel ısınmaya yol açan salımlarına vergi getirmek istemesiyle başlamış. Geviş getiren bu hayvanlar yemlerini midelerinin odacıklarında tekrar tekrar sindirirken metan üretiyor ve bunu sonra 'gaz' olarak dışarı salıyorlar. İşte bu metan, Yeni Zelanda'da küresel ısınmaya yol açan en büyük etken. Pek fazla sanayi üretimi de olmadığından, gazların yarısı otlaklardaki hayvanlardan kaynaklanıyor. Kendisini küresel bir vatandaş olarak gören Yeni Zelanda ise, sera gazı düzeyini 1990'lardakine çekme tahhüdünde bulundu. İşte verginin kaynağı bu... Frank gibi çiftçiler, bu plana G.E.V.İ.Ş Vergisi yaftasını yapıştırıp geviş vergisiyle mücadele kampanyası başlattılar. Geviş burada Gastro Ekolojik Vergi İŞgüzarlığı'nın kısaltması... 'G.E.V.İ.Ş vergisine hayır' çıkartmalarının sayısı, kısa sürede neredeyse ülkedeki hayvanlar kadar çoğaldı. Bu etkili tanıtım kampanyasının da etkisiyle, Frank Brenmuhl gibi çiftçiler, vergiden geri adım atılmasını sağladılar. Buna karşılık, inek ve koyunların geğirmesini engellemeye yönelik bilimsel araştırmalara kaynak aktarma sözü verdiler. Yeri gelmişken şunu da belirtmek gerek, metan gazının yüzde 95'i hayvanın ön tarafından çıkıyor. Bilimadamları geğirmeyen koyun peşinde Dolayısıyla şimdi kısmen çiftçilerin kaynak sağlayacağı araştırmalarla, hayvanların yellenmesini ve geğirmesini önleyecek bir aşı geliştirilmesine çalışılıyor. Bunun için, gevişgetirenlerin midelerindeki mikropların genomları yani tam genetik yapıları haritalandırıldı.
Bilimadamları ayrıca daha az geğiren inek türlerini bulup, bunlardan damızlık seçerek, daha az geğirecek buzağılar üretmek istiyor. Eğer bilim imdada yetişmezse, bir diğer olasılık inek ve koyunların sayısını azaltmak olabilir. Bu ihtimalin Yeni Zelandalı çiftçilerin ahır buluşmalarında enine boyuna tartışıldığını tahmin edersiniz... Ahır toplantıları bir alem... Çiftçiler büyükbaş hayvanlarının ahırlarına kasa kasa biralar, ya da benim katıldığım toplantılarda olduğu gibi kaliteli yerel şaraplar getiriyorlar. Çıplak ampullerin ışığında dedikodu yaparken, sesleri, yıldızlar serpiştirilmiş Yeni Zelanda göklerine karışıyor. Yeni Zelanda'nın katıldığı emisyon ticareti sisteminin artısını eksisini konuşuyorlar. Kirlilik yaratanlar- yani geviş getirenlerin sahipleri para ödüyor; karbon dioksiti çeken ağaçlar dikenler para alıyor. Frank, sürüsünü 350 koyundan 275'e indirip çiftlik alanının dörtte birine ağaç dikerse, Kyoto'da verilen sözlere uymak için çiftliğine zarar ettireceğini düşünüyor. Pek çok çiftçiye göre, tüm bunlar delilik. Çünkü bu dünyada süt üretecek inekleri otlatmak için ideal bir yer varsa, Yeni Zelanda... Hayvanlar 12 ay açık havada otlayabiliyor. Daha sert iklimlerde ise çiftlikler 'kes götür' denilen uygulamaya başvuruyor, hava soğuyunca otları biçip ahırlara taşıyor. Çiftçi Frank Brenmuhl'a göre, koyun ve inek sayısının azaltılmasını içeren bir plan akılcı değil. "Dünyanın gıda üretimine ihtiyacı var ve biz bu işte çok iyiyiz" diyor. Burada bir diğer önemli nokta da var. Küresel ısınma tartışmalarında dikkatler daha çok sanayileşmiş ülkeler üzerinde. Ama oralarda mesela bir fabrikada ya da ofiste enerji tüketimini azaltmak daha kolay. Yeni malzemeler geliştiriliyor, teknoloji ilerliyor. İnsanlar işlemlerini nispeten fazla eziyete girmeden yeniden düzenleyebiliyorlar. Peki ya küresel ısınma yaratan gazları salan gevişgetiren nüfusunun fazla olduğu ülkeler ne yapmalı? Sadece Yeni Zelanda değil, Brezilya, Arjantin, İrlanda, Avustralya, Letonya da bu durumda... Belki bu ülkeler bir tür vergi düşünmeli- ama adını da dikkatli seçmeli. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||