BBCTurkish.com
  • Yardım
  • Sadece metin
 
NEWS
 
SPORT
 
WEATHER
 
 
Son güncelleme: 26 Eylül, 2008 - TSİ 19:14
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
'Taşlandığım gün doğmuştum'
 

 
 
Yemen'deki yetkililer geçenlerde başkent Sana'a'da ABD Büyükelçiliği'ne yapılan ve en az 18 kişinin ölümüne neden olan bombalı saldırıyla ilintili olarak altı kişiyi gözaltına aldıklarını açıkladı.

Hükümetin bildirisinde, gözaltına alınanların bazılarının el Kaide'yle ilişkisi olduğu söylenen İslami Cihad adlı örgütün üyeleri olduğu belirtildi.

Yemen'in, Amerikalıların "teröre karşı açılan savaş" diye nitelediği girişimin yanında yer almasına karşı öfke var ülkede.

İslamcı militanlar olduğu şüphesiyle onlarca kişi ya öldürüldü ya hapse atıldı.

BBC muhabiri Ginny Hill, Yemen'de Batılıların, özellikle Batılı kadınların çalışmasının giderek zorlaştığını söylüyor.

Halk içinde taşlandığım gün doğum günümdü aslında.

Yemen'in başkentinde parlamento binasına yakın bir yan sokakta tek başıma yürüyordum.

Yalnızdım ama benim yönüme doğru eski püskü bir kamyonetin geldiğini gördüğüm zaman aklıma hiç bir şey gelmedi. Her gün Yemen'de gördüğüm yüzlerce kamyonetten hiç bir farkı yoktu.

Sürücü mahallinde çevre aşiretlerden birine mensup olduğunu tahmin ettiğim iki kişi vardı.

Arkada ise taşıdıkları bir somyayı düşmesin diye sıkı sıkıya tutmuş iki adam...

Geleneksel giysileri olan uzun beyaz elbiseleriyle, kemerlerine astıkları hançerlerle, başlarındaki kırmızı ve beyaz renkli kefiyeleriyle sıradan iki adam...

Tam karnımın ortasına bir taş çarptığında kamyonet yanımdan gelip geçmişti bile.

Belli ki tam yanımdan geçerken fırlatmışlardı o taşı.

Birden arkama hışımla dönüp, Arapça "Niçin?" anlamına gelen Laish? diye bağırdım adamlara.

Ama beni duyacak halleri yoktu. Çoktan gaza basıp uzaklaşmışlardı.

Bomboş sokakta bana yapılan saldırıya da tek bir tanık yoktu. Üstümü başımı silkeleyip yoluma devam etmekten başka çare kalmamıştı.

Aslında atılan taş fazla acıtmamıştı beni ama çok şaşırmıştım. Bu ülkede çalışmaya başlayalı bir yılı geçiyor. Sokakta yürürken bana hep gözlerini dikip baktıklarını görmüştüm ama böyle açıktan açığa bir saldırıyla hiç karşı karşıya kalmamıştım. Taşlandığım gün neden bana karşı düşmanca davrandıklarını hiç anlayamadım.

Başımda siyah başörtüm, şalvarımın üzerine giydiğim uzun siyah bir elbisem olmasına rağmen beni gayri müslim bir yabancı olarak hedef aldıklarını sanıyorum.

Tek başına bir kadın olarak dolaşmamın husumet yarattığı ortada.

Kadınlarla erkeklerin ayrı dolaştığı çok muhafazakar bir ülke olan Yemen burası ne de olsa.

Böyle taşlanmış olmak talihsizlik diye nitelenebilir ama aynı günde başıma gelecek başka şeyler de varmış meğer...

O öğleden sonra, Aden körfezini aşarak mülteci gemileriyle yakınlarda Sana'a ya gelmiş olan bir grup Somalili kadınla mülakat yapmak üzere aldığım bir randevuya gidecektim.

Yemen'in güneyindeki sahillere çıkan bu göçmenler başkentte güvenli bir eve yerleştirilmişti. Kamu içine çıkmaktan korktukları için benimle bu evde tek başlarına konuşmak istemişlerdi.

Kendisi de Somalili olan erkek tercümanım beni başkentin dışındaki bir mahalleye götürdü. Çıplak ayaklı çocukların, çöplerin etrafta uçuştuğu tozlu sokaklarda oyun oynadığı, küçük köşe bakkallarının bulunduğu, yüksek beton duvarların arkasında küçük evlerin olduğu tipik bir mahalleydi burası.

Somalili göçmenlerin güvenli bulduğu bu evin olduğu yere varınca, tercümanım Süleyman ile birlikte demir bahçe kapısından geçip, avluya girdik. Yaptığım mülakatlar iyi gitti ve kırk dakika sonra evden çıktık. Hava hafiften kararmaya başlamıştı. Bir grup çocuk pis dar sokakta toplanmıştı. Ben yine tek başıma geçip giderken bu sefer arkamdan atılan çakıl taşı yağmuruna tutuldum.

Yemen'de Batılı kadınların önlerine gelen herkesle yattıkları gibi bir inanç vardır. Kimbilir benim Süleyman'la girdiğim evde kapalı kapılar ardında neler yaptığımı düşlemiş olmalı komşular ve beni taşlayan çocukları... Benim gazeteci olduğumu ve yanımdakinin de tercümanım olduğunu, oraya mülakat yapmaya gitmiş olduğumu nereden bileceklerdi.

Yemen'de çalışan bir kadın gazeteci olarak çoğu zaman ülke geleneklerine ve alışılmış törelere aykırı davranmak zorunda kalıyorum. Örneğin Yemenli politikacılarla bir kahvehanede yaptığım mülakatlar ya da bir elçilikteki bir yemekten veya toplantıdan sonra tek başıma taksiye binerek eve dönmem...

Kadınların neler yapıp yapamayacağına dair katı fikir sahibi Yemenlilere meydan okuyan davranışlar bunlar.

Genellikle Yemenli meslekdaşlarım bana yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyor. Ben de onları güç durumda bırakmamak için mümkün olduğunca az aykırı davranmaya çalışıyorum.

Ancak bu ülkede gerginliğin arttığı, Batı ile ilişkilerde huzursuzluk görüldüğü kesin. Yemenli dostlarım her zaman bana karşı büyük bir sevgiyle davranmış olsa da Devlet başkanı Ali Abdullah Saleh'in, terörle savaşta batıyla işbirliği yapması ve genel olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikası çok geniş bir kitlenin husumetine yol açıyor.

Mart ayından bu yana Amerikan sefaretine iki kez saldırı düzenlendi.

Son bir yıl içinde başkent dışındaki turist kafilelerine yapılan saldırılarda on Avrupalı ve dört Yemenli öldürüldü. Peçe takma ve kadın erkek ayrımı gibi yerel gelenekleri giderek pekiştirme akımı güç kazanmaya başladı.

Bir Yemenli dostum bunun, modern yaşamın tehdidine karşı bir tepki olduğunu düşünüyor.

Ona göre ahlak ve namus hareketinin daha fazla güçlenmesi mümkün değil. Ama ya güçlenirse... O zaman benim gibi daha bir çok Avrupalı kadın sokaklarda taşlanabilir. Fakat şimdilik bu ihtimal epey uzak gözüküyor.

 
 
BAŞLICA HABERLER
 
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
 
  Programlarımız|Frekanslarımız |Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
 
BBC Copyright Logo ^^ Başa dön
 
  Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
 
  BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
 
  Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik