|
Cumhuriyetçiler ve Orta Direk
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Lüks arabalar; şık giyimli, bakımlı ve güzel kadınlar; takım elbiseli, Bond çantalı, ciddi adamlar...
Cumhuriyetçi Parti'nin Minnesota eyaletinin St. Paul kentindeki parti kongresinin yapıldığı binaların etrafındaki manzara bu. Oysa salondaki konuşmalar, bambaşka bir hava yansıtıyor. Bu konuşmalara bakılırsa, toplananlar, Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Batı eyaletlerinin, orta direk sayılabilecek çiftçileri. Konuşmacılar -ki çoğu Washington'un kaşarlanmış milletvekili ya da senatörleri-, ülkenin dumura uğramış olmasından, yolsuzluklardan, teröristlerden ve tabii, siyasi rakipleri olan Demokrat Parti'den ve onun başkan adayı Barack Obama'dan şikayet ediyor. Bu toplantıyı kimin düzenlediğini bilmeyen biri, muhalefet temsilcilerinin biraraya geldiğini sanabilir. Bush'tan bunalan seçmen Cumhuriyetçiler, kendi partilerinin üyesi Başkan George Bush'tan seçmenlerin ne kadar bunaldığının farkında olmalı ki, onun adını bile anmamayı tercih ediyorlar. Bush, Amerika Birleşik Devletleri'nin güney sahillerini vuran Gustav Kasırgası'nı bahane ederek St. Paul'e gelmek yerine, delegelere kongrenin ikinci günü videodan hitap etmekle yetinince, parti yöneticileri derin bir nefes alıyor. Çünkü Bush, partinin sırtındaki en ağır yük şu günlerde. Dolayısıyla Cumhuriyetçiler, milliyetçiliğin erdemlerinden, fakirleşen köylülerden, işsiz kalan işçilerden, fedakarca çocuk yetiştiren annelerden söz ediyor ve bütün sorunlara çare bulacaklarını ilan ediyorlar. Ama bunu nasıl yapacaklarını bir türlü açıklamıyorlar.
Bir de, durmaksızın, Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde kendilerini temsil edecek Senatör John McCain'den bahsediyorlar. McCain'in kongre başlamadan birkaç gün önce kamuoyuna tanıttığı Başkan Yardımcısı adayı Sarah Palin ise başlangıçta gergin bir bekleyişe neden oluyor. Gergin bekleyiş Çünkü pek kimsenin tanımadığı Palin'in özel ve siyasi yaşamını kısa sürede baştan sona tarayan Amerikan medyası, her biri bir başka skandala yolaçabilecek haberlerle dolu. Alaska eyaletinin iki yıllık valisi Palin, eyaletinde gereksiz bir köprünün yapımını durdurduğunu ve bu şekilde yolsuzluklara karşı mücadele ederek, halkın parasının tasarruf edilmesini sağladığını savunuyor. Ama gazeteler, kadın politikacının köprüye ayrılan parayı geri vermediğini ortaa çıkarıyor. Kendini katı bir sosyal muhafazakar olarak tanıtan Palin'in 17 yaşındaki kızının hamile olduğunun ortaya çıkması üzerine, genç kızın, bebeğin babasıyla tabii ki evleneceği, apar topar açıklanıyor. Palin'in, özellikle de petrol sanayiinde yöneticilik yapan kocasının Alaska'da faal aşırı sağ bir partiyle ilişkisinin ise, henüz sadece ipuçları ortaya çıkmış durumda. İşte bu ortamda Sarah Palin kürsüye çıkıyor ve parti kongresinin gergin bekleyişine son veriyor. "Del, bebeğim, del !" Obama'nın deneyimiyle alay ediyor, kendisini gözü kara ve haksızlık yapanlara göz açtırmayan bir politikacı olarak tanıtıyor. Petrol şirketlerine karşı gösterdiği direnişi anlattıktan sonra, çevrecilere inat, "yine de, Amerika'nın yabancı petrole bağımlılığını azaltmak için, Alaska açıklarında petrol aramalarına başlayacağız" diyor Palin.
Petrol lobisine bu açık destekten hoşlanan Cumhuriyetçi delegeler, hep bir ağızdan tempo tutuyor: "Del bebeğim, del!" Aylardan beri Demokratlara yenilme korkusu yaşayan Cumhuriyetçiler yıllardan beri ilk kez, kendilerine uygun sert bir lidere kavuştukları için coşuyor. Ama asıl şov son gün gerçekleşiyor. Başkan adayı McCain, temel mesajı "önce vatan" olan bir konuşmayla, salonda duygu patlaması yaratıyor. McCain, Vietnam'da esirken, ülkesine nasıl aşık olduğunu ve o gün bu gündür dur durak bilmeden sadece ülkesi için çalıştığını anlatıyor. Milliyetçi damarları kabaran delegeler, John McCain'in ne ekonomik konularda, ne de dış politikada ne yapmak istediğine hiç değinmediğinin neredeyse farkına bile varmıyor. Amerikan Kongresi'nin 30 yıllık senatörü McCain, Washington'un yozlaştığını ve kendisinin herşeyi kökünden değiştireceğini haykırıyor salona. Washington'da siyaseti yapan seçkinler ayakta alkışlıyor. Amerikan milliyetçiliği nutuklarından sersemlemiş şekilde, kongre binasının etrafını çeviren polislerin ve karşı göstericilerin arasından geçip, kendimi karanlık sokaklara atıyorum. Gözüm, karşımdaki Minneapolis Kamu Radyosu'na ait binanın etrafını çepeçevre dolaşan ışıklı haber levhasına takılıyor ve yine Amerikan gerçeklerine dönüyorum. Levha, Gallup şirketinin son kamuoyu araştırmasını açıklıyor: Obama yüzde 49, McCain yüzde 42. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||