|
Fransız siyaseti tatilden döndü
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Bilmiyorum diğer ülkelerde aynı mı? Fransa’da geleneksel olarak Temmuz Ağustos aylarında siyaset yapılmaz, televizyon haberleri
hava durumu, plajlardaki turistlerin hikayeleri ve "üçüncü sayfa" haberleriyle dolu olur.
Mutlaka "amansız bir hastalığa çare bulmada önemli yol katedecek" bir buluş gerçekleştirilmiştir, "orman yangınları piknikçilerin vurdumduymazlığından mı, Korsikalı teröristler yüzünden mi" çıkmaktadır? Sahil kasabalarındaki esnaf sezondan memnun mudur değil midir? Fransız siyasetçileri de genelde bu geleneğe uyarlar. Tatile gitmezler ama "çalışmalarını şu ya da bu tatil beldesinde sürdürürler", seçmenleriyle "buluşurlar" vs. Ağustos sonu gelince, Fransız otoyolları gibi Fransız siyasetinde de trafik sıkışır. Yavaş yavaş senenin siyasî yıldız adayları medyada yerlerini almaya başlarlar. Kitap yayınlarlar, filan göreve adaylıklarını açıklarlar, falan konudaki skandalı dile getirmeyi kendilerine görev bilirler. Artık siyaset tatilden dönmüştür. İşte bu dönemde televizyon, radyo ve gazetelerin dikkati her partinin sembolik bir şehirde düzenlediği ‘Yaz üniversiteleri’ne yönelir. Bu toplantılarda iki kural vardır. Bu kurallar değiştirilemez, değiştirilmeleri teklif dahi edilemez. Birincisi kravat takmamak ve mümkünse relaks, bronzlaşmış ama ciddi görünmek. Böylece Fransızlara, bizler de sizin gibiyiz, ama sizi düşünmeye devam ediyoruz mesajı verilir. İkincisi daha zor: Bir taraftan birlik ve beraberlik mesajları verilmeli, diğer taraftan değişik akımların istekleri ve potansiyel liderlerin kişisel kariyer planları ortak bir duruş yaratmalı. Bir taraftan kamuoyuna siyasi duruşta devamlılık güvencesi verilmeli, diğer taraftan "yeni" şeyler söylenmeli. Tam bir ip cambazı numarası. 2008 Ağustos sonu da geleneğe uygun olarak gerçekleşiyor. İktidar partisi UMP’nin parlementodaki ezici üstünlüğünen ve Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin hiperaktif bir şekilde bütün medyayı işgal etmesinden rahatsız muhalefet partileri, yaz üniversitelerini gerçekleştirdi. Hepsi de yeni bir nefes, yeni bir enerji arayışında. Sosyalistlerin sorunu çifte kavrulmuş: François Mitterand’ın fizikî ve Lionel Jospin’in siyasî ölümünden sonra, Sosyalist Parti bir kimlik krizine girmişti, bu kriz hâlâ sürmekte. Partide kimse doğal lider olarak ortaya çıkamadığından bir taraftan sağ liberal kanat Paris Belediye Başkanı Bertand Délanoë ve geçen seçimlerdeki sosyalist aday Ségolène Royal arasındaki çekişmeye şahit oluyor, diğer taraftan partinin “solcuları” Pierre Moscovici ve Arnaud Montebourg gibi isimler partiyi daha sosyal demokrat bir çizgiye çekmeye çalışıyorlar. İşin ilginç tarafı, son tahlilde bütün bu lider adayları pazar ekonomisini benimsemiş, İngiliz İşçi Partisi’ne hayranlıkla bakan kimseler. Kısacası Sosyalist Parti idolojik olarak bölünmüş sayılmaz, bölünme kişisel hırslar çerçevesinde. Sosyalist Parti artık solda olmadığına ve Fransız Komünist Partisi sessizliğin derinliklerinde seyrettiğine göre, solda bir boşluk doğduğunu gören Yeşiller de yaz üniversitelerinde yenilik peşindeler. Bilindiği gibi, Fransız Yeşiller Partisi, onlarca akıma, kulübe, grup ve grupçuğa bölünmüş durumda. Çevreciler var, kökten çevreciler var, eski Troçkistler var, yeni Troçkistler var, Maoistler var, liberaller var, tarımcılar var, küreselleşme karşıtları var, Avrupacılar var, Avrupa karşıtları var. Bütün bu akımların ortak bir noktada birleşip, güvenilir bir hareket oluşturmaları zor görünüyor, ancak Alman Yeşilleri örneğinde olduğu gibi, Daniel Cohn-Bendit gibi karizmatik bir liderin arkasında en azından Haziran 2009 AB seçimlerine kadar birbirlerinin ayaklarına kurşun sıkmamaya çalışacaklar. Solun solunda ise, genç ve karizmatik Troçkist lider Olivier Besancenot harekete geçmiş durumda. Kendisi postacı ve köklü Devrimci Kominist Ligi Partisi'ni feshedip, yepyeni bir antikapitalist parti kurmak için kolları sıvadı. Elbette partinin eski tüfekleri bu yeni oluşumun biraz daha merkeze açılmak zorunda olacağını farkettiklerinden pek de hevesli görünmüyorlar. Ancak Nicolas Sarkozy’nin bazen sola göz kırpan populist söylemine karşı çıkabilmek için Sosyalist Parti'den daha sert bir muhalefete ihtiyaç duyulduğu bir gerçek. Bütün bu akrobatik koreografinin meyve verip vermeyeceği Haziran 2009 seçimlerinde belli olacak. Elbette o zamana kadar Rusya, Avrupa ve dünya, dengelerini altüst etmezse! |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||