BBCTurkish.com
  • Yardım
  • Sadece metin
 
NEWS
 
SPORT
 
WEATHER
 
 
Son güncelleme: 01 Ağustos, 2008 - TSİ 14:34
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
Anuta: Paylaşmanın adı şefkat
 

 
 
Solomon Adaları'ndaki Santa Cruz'dan yola çıkıp tekneyle Anuta'ya varmak, beş gün sürdü.

Anuta
Anuta'ya gidiş beş gün sürüyor

Yaptığım en can sıkıcı yolculuklardan biriydi. Sürekli sallanan yatta ne okumak mümkündü, ne de yazmak.

Bu yüzden Anuta adası ufukta bir nokta gibi belirdiğinde, rahat bir nefes aldım.

Ancak adaya yaklaştıkça, 300 kişinin nasıl olup da bu kadar küçük ve ıssız bir yerde yaşayabileceği sorusu, kafamda büyümeye başladı.

Bizi bir kano karşıladı. Kanodaki üç adamdan ikisi kürek çekiyor, biri kanoya dolan suyu boşaltıyordu.

Suyu boşaltan adam, adının Joseph olduğunu söyledi. Anuta'dayken bize o bakacakmış.

Joseph adanın liman reisi olduğunu söylüyordu. Aslında bu sıfat pek de doğru sayılmazdı; çünkü adada liman yoktu.

Hatta demir atmak öyle zordu ki, teknemiz bizi bıraktıktan bir kaç saat sonra ayrılmak zorunda kaldı.

Liman reisliği işi, Joseph'in fazla zamanını alan bir iş sayılmazdı: İki yıldır adaya gelen ilk ziyaretçiler, bizlerdik.

Ancak bu dünyadan kopmuşluk hissi, Joseph'in tişörtünü gördüğümüzde bir anda gölgelendi: Tişörtte "Planet Hollywood, Las Vegas" yazıyordu. Las Vegas'taki ünlü bir lokantanın adı...

Herhalde birbirinden daha farklı iki yer, olamaz.

Her şeyde aşırıya kaçmanın başkenti Las Vegas ve bir aynanın bile bir lüks olduğu küçük Anuta.

Aropa ya da şevkat

Anuta'nın ücra konumu, adadaki tüketim maddelerinin sayısını sınırlasa da, eşine herhalde dünyada pek az rastlanacak bir dayanışma ruhu yaratmıştı.

Anutalılar
Paylaşarak şevkat gösterme temel yaşam ilkesi

Anuta dilinde bu ruha "aropa" diyorlar. Sevgi ve şefkat anlamına geliyor.

Hemen her yaptıklarına uyguladıkları bir ilke bu.

Örneğin, yemeklerini ve yapılacak işleri nasıl paylaştıklarında görebilirsiniz bu ruhu. Ama dahası da var: Birbirlerinin çocuklarını evlat ediniyorlar.

Joseph'in en büyük kızını, bir başka çift evlat edinmiş. Birkaç yıl sonra onlar da Joseph'e bir oğul vermişler.

Joseph'e bu konuda sorular sorduğumda, Anuta toplumunda bunun bir mesele olmadığını çünkü zaten çocukların tüm topluma ait sayıldığını söyledi.

Önemli olan, çocuk isteyen herkesin çocuğunun olmasıydı.

Yani bir çiftin herhangi bir nedenle çocuğu yoksa, rahatlıkla bir akrabalarından ya da arkadaşlarından "Bir sonraki çocuğun benim olabilir mi" diye rica edebiliyorlardı.

Çocuğun evlatlık verilmesine hem anne hem baba razı olmalıydı - ama ricaların reddedildiği de, pek görülen bir şey değildi.

Aropa, yabancılar için de geçerli.

Adada kaldığımız iki hafta boyunca, 24 evin hepsinde en az bir defa yemek yemişizdir.

Her kulübede yere çöküp, herkesle beraber ağaç yapraklarına sarılmış balık ile, taro ya da manyok lapaları yiyorduk.

Kadınların hazırladığı bu yemekler, hemen her kulübede birbirinin aynıydı ama amaç aropa'ydı, paylaşarak şefkat gösterme.

Anutalılar, aropa ile Hıristiyanlığın "komşunu sev" gibi öğretileri arasında güçlü benzerlikler olduğuna inanıyor.

Bu da adaya gelen ilk Anglikan misyonerlerin işini çok kolaylaştırmış. Herhalde onlar da bu kadar kolay kabul edilmeyi beklemiyorlardı.

Günde iki kez, büyük bir deniz kabuğundan çıkan ses Anuta ahalisini kiliseye çağırıyor.

İnsanların bazen bir ayinden kaytardığı oluyor ama katılım o kadar iyi ki, İngiltere'deki tüm Anglikan rahipler kıskanabilir.

Kilisede kadınlar solda, erkekler sağda oturuyor; sebebini sorduğumda "Çünkü her zaman böyle yaparız" yanıtını veriyorlar.

Anlayacağınız Anutalılar, geleneklerine son derece düşkün.

Örneğin adadaki tüm kararlar hala tek bir şef tarafından veriliyor. Şefin seçimle işbaşına gelmesi, sözkonusu değil.

4 telli gitar

Joseph'e son 20 yılda gördüğü en büyük değişikliğin ne olduğunu sorduğumda, "Gençlerin dört telli gitar çalması" dedi. Pasifik Okyanusu adalarında çalınan, bir tür mini-gitardan söz ediyordu.

Şakacı bir tavırla "Bu da sorun mu yani" dedim.

Ciddiyetle yanıt verdi: "Bu gitarlar ortaya çıkmadan önce, gençler her gece dans ederdi. Şimdiyse 40 yılda bir dans ediyorlar."

Aynı yanıtı 5-6 yetişkinden daha duydum.

Çok önemsiz gelebilecek bu sorun, beni kendi, görünürde "gelişmiş" toplumumuz hakkında düşündürdü.

Bizler çocuklarımızın yanlış arkadaşlar edinmesinden, uyuşturucu kullanmasından, alkol almasından, yaşıtları tarafından bıçaklanmasından endişe ediyoruz. Anutalılar ise çocuklarının el yapımı dört telli gitar çalmasından dertli.

Ayrılık hüznü

Ayrıldığımız gün, bir grup adam yatımıza gelip "pat" diye bir veda şarkısı söylemeye başladı. Şarkının adı, "Hüzün Bastı."

Anutalılar ayrılanların bir daha gelmesinin çok zor olduğunu biliyor

Nakarat bölümündeki bir dize "Yüzlerinizi bir daha göremeyeceğimize üzgünüz" diyordu. Boğazımda bir şeyler düğümlendi.

Fakat bu dizenin ardında yatan bir gerçek var: Anuta öyle ücra bir yer ki, ziyaretçilerinden pek azı adaya yeniden geliyor.

Ama herhalde böylesi de daha iyi. Hayat tarzlarının güzelliğini, yabancı etkilerin nisbeten az olmasına borçlular.

Ayrılırken, 300 kişilik ada halkının burayı neden sevdiğini artık biliyorduk.

Emektar bir gezgin olarak şu sözleri inanın kolay kolay söylemem: Ama Anutalılar, hayatımda gördüğüm en uyumlu ve en misafirperver insanlardı.

 
 
BAŞLICA HABERLER
 
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
 
  Programlarımız|Frekanslarımız |Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
 
BBC Copyright Logo ^^ Başa dön
 
  Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
 
  BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
 
  Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik