BBCTurkish.com
  • Yardım
  • Sadece metin
 
NEWS
 
SPORT
 
WEATHER
 
 
Son güncelleme: 18 Temmuz, 2008 - TSİ 17:38
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
İki halkın ortak kaderi
 

 
 
Ukrayna ile Polonya ilişkilerinden bahsedildiğinde, bugün belki pek çok kişinin aklına ilk olarak, bu iki ülkenin Euro–2012 futbol şampiyonasına ev sahipliğini üstlenmesi gelecek.

Ukrayna

Bu Eylül ayında iki ülkenin beraberce bu karşılaşmaya ev sahipliği yapacağı kesinleşirse, Ukraynalılar, Polonya ile birlikte kendilerini bir kez daha dünyaya tanıtma fırsatını yakalamış olacaklar.

Şimdilerde herkesin üzerinde durduğu konu, bu.

Bunun dışında Polonya, her fırsatta Ukrayna'ya Avrupa yolunda öncülük eden, Ukrayna'nın bağımsızlığını Kanada ile birlikte ilk tanıyan ve günümüzde AB bünyesinde Ukrayna lehine lobi yapan ülke olarak biliniyor burada.

Polonya'nın bundan dört yıl önceki turuncu devrime aktif destek vermesi de, buradaki Batı yanlılarının gözünde Polonya'nın önemini artırıyor.

Fakat iki ülke ve iki halk arasında var olan bazı konular, fazla gündeme gelmese de, ilişkilerin geleceği açısından bir belirsizlik kaynağı olmayı sürdürüyorlar.

Bunların başında gelen konu, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve hemen sonrasında iki halk arasında meydana gelen boğazlaşma ve iki taraftan milyonlarca kişinin toplu olarak doğup büyüdükleri yerleri terk etmek zorunda bırakılması.

Polonya parlamentosunda bazı milletvekilleri, İkinci Dünya Savaşı'nda Ukrayna milliyetçilerinin Polonyalı sivil halka yaptıklarının soykırım olarak adlandırılmasını talep eden bir önerge sundular, parlamentoya.

Bu, konunun yakında iyice güncel hale geleceğini ve bazı gerginliklerin yaşanabileceğini gösteriyor.

İki halk arasında kendisini hissettiren bu konuyu, ilk olarak. Ukrayna’nın en batısında bulunan ve bugün Ukrayna milliyetçiliğinin kalesi sayılan Lvov kentine gittiğim zaman fark etmiştim.

Kendisine adres sorduğum ve gitmek istediğim yere kadar bana eşlik ederek yolu gösteren 80'li yaşlarda Lvovlu bir kadınla ayaküstü konuşurken, o zamanlarda Ukraynacam yeterli olmadığı ve bu kentte insanların Rusça konuşulmasından hoşlanmadıklarını bildiğim için kadına "Kusura bakmayın, ben de bu ülkeye daha yeni geldim, dilinizi daha yeni yeni öğreniyorum" dediğimde kadın, başını sallayarak, "Boşver" dedi, "Benim ana dilim Polonya’ca. Burası eskiden bizim kentimizdi. "

Kadının kastettiği, şehrin yüzlerce yıl boyunca önce Polonya krallığının, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasında da Polonya cumhuriyetinin idaresinde kalmış olmasıydı.

Bunun dışında, Ukrayna’yı ortadan ikiye bölen Dinyeper nehrinin batı yakasındaki pek çok yerde olduğu gibi, burada da İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar şehirlerin hatırı sayılır bir kısmı, Polonyalı asilzadelerden ve memurlardan oluşuyordu.

Ukraynalı nüfus ise daha çok köylerde toplanmıştı.

Oysa İkinci Dünya Savaşı sırası ve sonrasında yaşananlar, çok şeyi değiştirdi.

Polonya'nın elindeki toprakların savaşın başında Almanlar ve Ruslar tarafından paylaşılması, iki halk arasında yüzyıllardan beri var olan hoşnutsuzlukları su yüzüne çıkardı.

Ukrayna milliyetçileri, Polonyalıların artık yönetici konumda olmamasından yararlanarak, Polonyalı asilzadelerin yüzyıllarca kendilerini ezmesinin ve hakir görmesinin intikamını, Polonyalı sivil halktan sordular.

Polonya milliyetçilerinin de buna tepkisi sert oldu.

Çoğunluğun Polonyalılardan oluştuğu bölgelerde Ukrayna köyleri, şiddetli katliamlara maruz kaldılar.

Savaştan sonra Sovyet yönetimi Ukrayna topraklarındaki Polonyalıların büyük çoğunluğunu Polonya’ya gönderirken, oradaki Ukraynalılar da Ukrayna'ya sürüldü.

Bugün, Polonyalı ahbaplarımın bana söylediklerine göre, Polonya nüfusunun yüzde 30'a yakını, Ukrayna'dan Polonya'ya göç edenlerden oluşuyor.

Atalarının yasadıkları yerlere özlem duyan ve bunu Ukrayna'ya turistik gezilerle geldiklerinde açıkça gösteren bu göçmenler ve onların çocukları, Ukrayna milliyetçileri ile yasadıkları olumsuzlukların unutulmasını istemiyorlar.

Ukrayna milliyetçileri ile yaptığım konuşmalarda ise, Polonya ile ilişkiler konusuna yaklaşımlarının biraz karışık olduğu izlenimini edindim.

Çoğunun ailesinden en az bir kişinin ya Almanların safında çarpıştığı, ya da Almanlardan bağımsız şekilde Sovyet kuvvetlerine ve Polonya milliyetçi gerillalarına karşı çarpıştığı Batı Ukraynalılarla sohbetlerim, Polonyalılara belli bir tepki duyduklarını görüyorum.

"Peki, tarihte yaşananlar yüzünden Polonyalılarla ilişkileriniz bozulabilir mi` diye sorduğumda ise, bana "Polonyalıların da savaş sırasında kendi partizan grupları vardı ve bunlar da onbinlerce Ukraynalıyı katletti. Polonya, sosyalist sistemden çıkar çıkmaz bu milliyetçi grupları ulusal kahraman ilan etti. Biz buna birsek demedik. O zaman onlar da bizim milliyetçi partizanlarımızın hesabini sormasınlar" diyorlar.

Bana Lvov'u gezdiren ve eskiden Polonyalılara ait olan kiliselerin Ukraynalılara kalmasını muzip bir gülüşle bana anlatan Ukraynalı bir papaz da, tarihi konuların iki ülke ilişkilerini bozamayacağını soyluyor.

Nedeni, pek çok Batı Ukraynalı'nın çalışmak için Polonya’ya gitmesi ve Ukrayna’nın en milliyetçi bölgesi olarak bilinen Batı Ukrayna'nın, Polonya ile ekonomik ilişkilerinin içli dışlı olması.

Benim kişisel gözlemlerim de, Ukraynalıların geçmişte yasadıkları acıları tekrar tekrar hatırlamaya fazla meraklı bir halk olmadıklarını ve bugünü yasamaya öncelik verdiklerini gösteriyor.

Polonyalıların bu konuda ayni esnekliği gösterip göstermeyeceklerini ise önümüzdeki dönemde göreceğiz.

 
 
BAŞLICA HABERLER
 
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder   Yazıcı için
 
  Programlarımız|Frekanslarımız |Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
 
BBC Copyright Logo ^^ Başa dön
 
  Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
 
  BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
 
  Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik