|
İsveç'te doğum günüyle kopan kıyamet
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Son olarak ilkokul ikinci sınıf öğrencisi sekiz yaşında bir çocuğun doğum gününe sınıfından iki öğrenciyi çağırmaması, sorunu
tekrar gündeme taşıdı.
Başka ülkelerde de gazetelere haber olan konu hakkında adalet ombudsmanının görüşü bekleniyor. Okullarda öğretmenlerin ve yöneticilerin ders yılı boyunca önemle üzerinde durmalarına, bakanlık ve kurumlarda danışmanlar ordusunun bu konu üzerinde çalışmalarına rağmen yaşanan son örnek sorunun çözüm yerinin aile olduğunu göstermesi bakımından tipik ve tipik olduğu kadar ilginç bir özellik taşıyor. Olay İsveç'in güneyinde üniversite kenti olarak tanınan Lund’da meydana geldi. Sekiz yaşını dolduracak ikinci sınıf öğrencisi doğum günü için evde hazırlanmış olan davetiyeleri ders arasında, okul bahçesinde arkadaşlarına dağıttı. Ama sınıf arkadaşlarından ikisine davetiye vermedi. İki öğrencinin davet edilmemesi diğer öğrenciler arasında huzursuzluğa yol açarken durumu öğretmenler de fark etti. Sınıf öğretmeni bunun üzerine dağıtılan davetiyeleri çocuklardan topladı. Tabii bu kez de sevinçle doğum gününe hazırlanmakta olan sekiz yaşındaki çocuğun huzuru kaçtı. Bunun üzerine doğum günü kutlanacak öğrencinin babası okula gelerek müdüre şikayette bulundu ancak okul yönetimi çocuklar arasında dışlanma olaylarının önüne geçilmesi için alınacak önlemleri çok önceden belirlemiş olduğundan, babaya verilecek cevap belliydi. Kurallar belli Okul yönetiminin belirlediği kurallara göre arkadaşlarını davet etmek isteyen öğrenci tüm sınıf arkadaşlarını çağırmalı ya da sadece bazı arkadaşlarını çağıracaksa davetini okul dışında bildirmeli. Müdür sekiz yaşındaki öğrencinin babasına, okul yönetiminin görüşünü anlattı ama baba açıklamadan tatmin olmadı.
Babaya göre davet edilmeyen öğrencilerden biri oğluna dışlayıcı, taciz edici davranışlarda bulunmaktaydı, diğeri de zaten kendi doğum gününe oğlunu çağırmamıştı. Oğlunun da onu davet etmesine gerek yoktu. Baba okul yönetiminin davet konusundaki kurallarına itiraz edemedi ama öğretmenin davetiyelere el koymasının şikayet sebebi olduğu görüşündeydi. Babaya göre davetiyelere el konması, özel postaya el konulmasından farklı bir şey değildi. Ve baba görüş bildirmesi için en üst kurum olan adalet ombudsmanlığına başvurdu. Mahkemelerde teknik hataları öne çıkarıp davayı düşürmeye çalışan avukatların taktiğini hatırlatan babanın yöntemi nası bir sonuç verecek, sonbaharda okullar açılmadan göreceğiz. Yorumlara göre adalet ombudsmanı muhtemelen okul yönetimini haklı bulacak, bu arada kurallar konusunda bütün ailelerin yazılı olarak aydınlatılması gerektiğini de eğitim müdürülüğüne bildirecek. Böylelikle çocukların davet sorunu da yasa gibi yazılı kurallarla belirlenmiş olacak. 'Mobbing' Şu basit gibi görünen olayın bu kadar büyütülmesi, İsveç'te "mobbing" denen psikolojik taciz sorununun ciddiyetini gösteriyor. Oysa belki dünyada bu soruna karşı en yoğun kampanya yürüten ülkelerden biri İsveç. Yasa etnik köken, cinsiyet, din, kültür nedeniyle ayrımcılığı suç sayıyor. Öğrenciler arasında çok görüldüğünden geçen yıl okullardaki durumu düzenleyen bir yasa daha çıkarıldı. Yasaya göre okul yönetimi ve öğretmenler, öğrencilerin kendilerini dışlanmış hissedecekleri davranışlara maruz kalmalarını önlemekle görevli. Geçen yıl bir ilkokul öğrencisini, arkadaşları okul bahçesinde ağaca bağladılar. Devlet bu yüzden aileye yüklü bir tazminat ödemek zorunda kaldı. Peki bu kadar yasa ve çabaya rağmen mobbingin önüne neden geçilemiyor? Bütün uzmanlar ısrarla anlatıyor, artık herkes biliyor, çocuklara evde insani değerler öğretilmediği takdirde mobbingin önlenmesi olanaksız. Mobbing tabii ki sadece İsveç’e özgü bir sorun değil ama tuhaf olan, bu kadar çabaya rağmen yaygın olması. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||