|
'Korksalar da kararlılar'
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
"Geç açıklanan sonuçlar için özür dilemek istiyoruz. Bu, seçimlerde usulsüzlük yapma sürecinin, tahminimizden daha zor olmasından
kaynaklanmıştır."
Zimbabveliler, sık sık en karanlık dönemlerinde bile espri yapmaktan kaçınmamışlardır. En son bu ülkeye gittiğimde, insanlar cep telefonuyla birbirlerine bu şakayı aktarıyordu. Nisan ayı başıydı. Zimbabve, tarihi bir değişimin eşiğinde gibiydi. Kısa bir süre önce yeniden Zimbabve'ye gidip geldim Atmosfer daha farklı olamazdı. Çok sayıda kişi gözaltına alındı, 60'dan fazla muhalif öldürüldü, binlerce kişi dövüldü, on binlerce kişi zorla evlerinden alındı. Hayatta kalanlar, farklı bir şekilde yaşamayı öğrendiler. Artık şifreli konuşuyor, arkadaşlarıyla bu şifreler üzerinden iletişim kuruyorlar. Muhalefet cephesinde, aktif şekilde siyasete katılan herkes, kötü niyetli çetelerin hedefi olabiliyor. Bu çete mensupları gece yarısı evlere giriyor, insanları gece yarısı yataklarından alıyor ve kıyasıya dövüyor, hatta bazen daha kötüsünü de yapıyorlar. Herkesin birşeyler sakladığı, birilerinden gizlendiği, birşeyler planladığı ya da bazı entrikalar çevirdiği günler bunlar... Zimbabve'de son iki ay içinde şiddet olaylarının çoğu, kırsal kesimde gözleniyor. Bu ülkeye gittiğimde, başkent Harare'den ayrılıp, ülkenin doğusundaki Manicaland'e gittik. Manicaland, halkı, uzun süre iktidar partisi Zanu-PF'e oy verdikten sonra son seçimde tercihini muhalefetten yana kullandığı için, en kötü şiddet olaylarına sahne olan yerlerden. Burada, muhalefeti destekleyen yüzlerce kişinin, zorla evlerinden alınıp, vahşi bir şekilde cezalandırıldıklarını biliyoruz. Temas kurduğumuz bir kişi bize, kadınlar ev çocuklar dahil 400 kişinin saklandığı bir yerden söz etti. Onunla buluşmak için ıssız bir yolda yarım saat süren bir yolculuk yaptık. Buluşma yerindeysa karşımıza, Joseph Chinotimba çıktı! Ancak Chinotimba, buluşacağım kişi değil. Zimbabve'de son sekiz yılda en kötü şiddet olaylarının sorumlusu olarak görülen ve en çok korkulan gruplardan birinin başkan yardımcısı...Aracı yolumuzu kapattı.Chinotimba üç kişiyle birlikte araçtan çıktı. İki kalaşnikofla birlikte...
Üstelik üzerinde de Zimbabve Cumhurbaşkanı Robert Mugabe'nin resminin bulunduğu bir tişört vardı. Başımız dertteydi...Heybetli, nefret dolu, alkol kokan ve tehditler savvuran bir kişiydi Joseph Chinotimba...Aracımıza yaklaştı. Kim ve nereli olduğumuzu, ne yaptığımızı, nereye gittiğimizi sordu. "Ne yapacağınızı biliyoruz" dedi ve bir süre sustu. Sanki bir şeyi itiraf etmemizi bekler gibiydi. Sözlerini, "burada gazeteciler var, biliyorsunuz" diyerek sürdürdü. Bizdense yanıt yoktu. Joseph Chinotimba yıllardır dokunulmazlığı olan bir caniydi. Onu, bizi rahat bırakmaya ikna eden, birlikte seyahat ettiğimiz iki Güney Afrikalı meslektaşımız oldu. Chinotimba'nın gerçekten de, onların söylediği gibi, arkadaşarımızı ziyarete gittiğimiz gibi uydurma olduğu belli bir öyküye inandığını asla düşünmeyeceğim. Gerçekten ürkütücü birkaç dakikaydı. Bir an için de olsa, Zimbabve halkının yaşadıklarını biz de hissetmiş olduk. Sonunda, çok sayıda polis barikatını aşıp, temas kurduğumuz kişiyle görüşmeye gittik. Köhne bir tatil kampına götürdüler bizi. Bu kampta artık, "yanlış" oy kullandıkları için köylerini terk etmeye zorlanan, yüzlerce kişi kalıyor. Elbette burada "yanlış" kelimesi onlara ait değil...Bu kelimeyi kullanan, onlara saldıran caniler...
Sürekli aynı ifadeleri, insanlara yönelik aynı suçlamayı duyduk Zimbabve'de: Tamas kurduğum kişiye, sadece 20 dakikalığına kampta kalacağımızı söyledim. "10 dakika daha iyi" dedi bana ve ekledi: "Burası güvenli değil". Esasında, sadece onlara ne olduğunu değil, onları ne yapacaklarını öğrenmek için de, 10 dakika yeterliydi. Zimbabve'de atmosfer değişmiş, şiddet ve yıldırma kampanyası zalimce ve sistematik şekilde sürmüş olabilir. Ancak birşey değişmedi bu ülkede, o da, insanların değişim arzusu... Zimbabve'de kaldığım süre içinde, üzerlerinde derin yara izleri olan, kimisinin kolu kimisinin bacağı kırılmış, evleri yakılmış, hatta sevdiklerini kaybetmiş-matemli insanlarla konuştum. Hemen hemen hepsi korkmuşlardı ama kararlılardı da... Cumhurbaşkanı Robert Mugabe'nin cani çeteleri çizmeyi aşsalar da esasında, insanların kararlılıklarını artırdılar. Herşeyini kaybeden bir kadın, bana ısrarla, yediği dayakların onu daha çok güçlendirdiğini söyledi ve ekledi: "Sandığa gideceğim ve yeniden değişime oy vereceğim." |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||