|
Bosna'da hoşgörünün sınırları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Pırıl pırıl bir bahar sabahı, Vitez'in hemen yakınında Orta Bosna denen bölgenin yeşil tepelerinde bir mezarlık.
Karanlık bir vadinin yamacındaki mezarlıkta 400 kadar Hırvat, başlarını eğmiş dua ediyor. Bu katolik ayini, baharın gelişini kutlamak için yapılıyor. Artık tarlalara gidilecek. Rahip Daniel Nikoliç 26 yaşında, utangaç bir adam. Ama ayin boyunca etrafına huzurlu ve güvenli bir hava yayıyor. Vitez'de yaşayan 12 bin Bosnalı Hırvata hizmet veren dört Fransisken rahibinden biri. Mezar taşlarından bakan yüzler Mezar taşlarındaki yazılar ve fotoğraflar, Bosna savaşı sırasında burada ne kadar çok gencin öldüğünün tanığı. Fotoğraflardan bakan ciddi genç yüzler, mezarlığı, ve vadinin dibinde kıvrılarak akan Laşa nehrini bekliyor. Ayinden sonra rahip Danielle beraber öğle yemeğinde, emekli bir çelik işçisinin evine konuk olduk. Sofrada, dişleri dökülmüş güleryüzlü ihtiyarlarla beraber biber dolmalarını mideye indirip, biralarımızı yuvarladık. Adeta bir kırsal dinginlik ve uyum tablosu.
Yalnız, belki de içkinin etkisiyle, biraz sonra ortama bir hüzün çöktü. "Herkes gidiyor" dedi biri. "Biz ihtiyarlar, bi de bir kaç keçiden başka kimse kalmayacak yakında". Sohbet derinleşiyor, hatıralar anlatılıyor, iç savaş öncesi eski, güzel günlere özlem büyüyor, nostalji giderek yoğunlaşıyor. Peder Daniel bir ara gülerek bana dönüp eski bir Bosna deyişiyle "Bosnalılar olmamış şeyleri hatırlamayı sever." dedi. İhtiyarlar, her biri kendi toplumunu koruma içgüdüsüyle hareket eden Sırp, Hırvat ve Müslüman politikacılardan oluşan Bosna hükümetinin işlemediğini düşünüyor. Toplanmayan çöp yığınlarını gösteriyorlar. Bir diğer rahip, Peder Pavo, "Politikacılar, bir türlü çöplerin hangi yöntemle toplanacağına karar veremiyorlar" diyor. Okul aynı, müfredat farklı Sırp, Hırvat ve Müslüman çocuklar aynı okula gidiyorlar gerçi, ama her biri, dinine ya da etnik kökenine göre ayrı yazılmış tarih dersi görüyor. Müslümanlara Osmanlı öncesi dönem öğretiliyor, Hırvatlara Osmanlı. Hırvatlar, Müslümanlar'ın nüfusunun çok hızlı arttığından yakınıyor. Etnik ve dini olarak herkesin içiçe geçtiği bir yerde büyümüş olan Peder Daniel için anlaşılması güç şeyler bunlar.
Saraybosnalı olmak, onu diğer Bosnalılar'dan farklılaştıran bir şey olmalı. Kurandan uzun alıntılar yapabiliyor mesela. Dobrinya mahallesindeki okulundaki imamdan öğrenmiş çocukluğunda. Ve Hırvatlar'ın ellerinin de, en az Müslümanlar ya da Sırplar kadar kanlı olduğunu söylüyor çekinmeden. Peder Daniel'in inançları metafiziğe değil, yaşadıklarına dayanıyor. Çocukken, üç yıl Müslümanlar, Sırplar ve Hırvatlar'ın paylaştığı bir evde kalmış, iç savaşın dehşetini burada bütün komşular hep birlikte izlemişler.. Fransisken pragmatizmi Tıpkı kilisesi fransiskenler gibi pragmatik Daniel de. Osmanlılar 1463'de bu toprakları işgal ettiğinde Katolik kilisesi kaçmış, ama Fransiskenler Fatih Sultan Mehmet'le özel bir anlaşma yaparak kalmışlar. Kendi çapında Peder Daniel de bundan altıyüz yılı aşkın zaman önce, Fransisken rahibi Peder Andeo'nun yaptığını yapıyor. Vitez'deki imamla beraber hırvat ve müslümanları biraraya getirmeyi planlamışlar.. Ama imama yukardan uyarı gelmiş ve proje yatmış. "Hepimiz bir tanrıya inanıyoruz, sadece ona farklı isimler vermişiz" diyor filozofça. Genç rahip yılmaz bir inanca sahip. Ama yine de barın köşesindeki sohbetimizde sigaranın birini yakıp birini söndürdürken, ne kadar yorgun olduğunu da seziyorum. Daha bu yakınlarda hoşgörü ve karşılıklı saygı konusunda vaaz verirken, cemaatin kendisini dinlemediğini farketmiş. "Belki de onlara kendi hikayelerini anlatmalısın" diyorum. 'Afettiğimi söylersem, deli derler' Dedesiyle ninesinin katillerini nasıl affettiğini mesela.
Hersekli bu ihtiyar çift sabah komşularıyla kahve içmişler, akşam aynı komşular tarafından evlerinde diri diri yakılarak öldürülmüşler. "Onları affettiğimi anlatsam, bana deli derler burda" diyor. Dışarda hava kararırken, caminin minaresindeki ışıklar yanıyor. Buradaki hırvatlar, çevrelerinin hiç bir şey paylaşmadıkları insanlarla sarıldığını düşünüyorlar. Şimdilik barış gücü ve beyaz araçlarına ihtiyaç yok neyse ki burda. Sadece Peder Daniel'le beyaz döküntü Skodası var. Hırvatların geçmişe, iç savaş öncesi, sosyalist rejim dönemine özlemi, o zamanlar hem müslümanların hem de katoliklerin daha iyi yaşadığına olan inançları, belki de sadece bir yanılsama.. Acımasız bir iç savaş ve tavizler üzerine kurulmuş yarım bir barışın açığa çıkardığı bir yanılsama.. Ve belki de Bosnalılar bu yanılsama yüzünden, "olmamış şeyleri hatırlıyorlar". |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||