|
Neapolis'ten Annapolis'e
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Nablus... Kurulduğu milattan sonra ilk yüzyıldaki adıyla, İmparator Flavius'un yeni kenti, nam-ı diğer Flavia Neapolis...
İsrail Filistin sorunu Annapolis'e taşınırken, Nablus bir kilit noktasıydı adeta. Bir anlamda Annapolis'in yolu Nablus'tan geçiyordu. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Gazze'de Hamas darbesinden sonra Batı Şeria'da kurdurduğu hükümete Batılılardan destek ararken ise, Nablus'tan başladı. Nablus'a çekidüzen verirse, diğer kentlere de sirayet edecekti bu ve dünyaya açılan Filistin penceresi, yeni bir görünüme kavuşacaktı. Abbas'ın Nablus'tan yola çıkarttığı yeni güvenlik planının en büyük destekçisi, itekleyicisi ise Amerikalı general, güvenlik danışmanı Keith Dayton'dı. Planın üçüncü tarafı ise, sürekli güvenlikten şikayetçi olan İsrail. Üçlü sacayağının işgal gücü İsrail, plana onay verirken, hem yeni güvenlik güçlerinin Nablus'a yerleştirilmesine, hem de bu güçlere silah ve araç teminine de evet diyordu. Her ne kadar Abbas'in atadığı 5 aylık vali Cemal ebu Muheysin, "İsraillilerin bu iste hiçbir dahli yok" dese de Amerikalılar'ın plandaki rolünü inkar etmiyor. General Keith Dayton da her bahanede Nablus'u ziyaretten geri kalmiyor. Plan doğrultusunda Eriha'da özel eğitim almış yeni güvenlik güçlerinden 300'ü, 2 ay kadar önce törenlerle kente yerleşti, kilit noktalarda mevzi aldı. Yeşil askeri üniformaları, siyah bereleri ve ellerinde Mısır yapımı Kalaşnikoflarıyla bu özel timleri, mülteci kampları çevresinde, ana meydanlarda, en önemlisi kenti kuzeyden güneye bağlayan ana cadde üzerindeki kontrol noktalarında görmek mümkün. İsrail'in askeri kontrol noktalarına yakın yerlerde kurdukları kendi bariyerleriyle, Filistinlileri bir de onlar kontroldan geçiriyor. Yeni güvenlikçileri, pikaplarına doluşmuş, hızla Nablus sokaklarını turlarken, varlıklarını daha bir kuvvetle vurguluyorlar. Nabluslu'nun uzaktan baktığı El Gurub Peki, Nabluslu bu yeni güçlere nasıl bakıyor? Sorunun cevabı basit; uzaktan... Kapkaççıların, hırsızların, silahlarını mafyavari amaçları doğrultusunda kullanan çetelerin varlığının 4-5 ay gibi kısa sürede sindirilmesi, Nablusluları memnun etse de, yeni gelenleri içine sindirmediği, onlara verdiği addan belli. Halk bu özel timlere "El Gurub" adını takmış. Yani, yabancı, el, bizden değil anlamında. Hatta daha ileri gidip, Amerikan tipi eğitim almış özel timleri, CIA ajanı olarak görenler de var. 53 yaşındaki Nezih Nassar, "Nablus'ta zaten 5 bin polis var. 300 kişi ne yapacak? CIA tarafından eğitildi bunlar, işbirliği için. General Dayton'un emrindeler. Sadece ben değil, birçok kişi böyle bakıyor. Hatta mevcut polislerle onlar arasında söylenmeyen bir düşmanlık da var." diyor. Kente şöyle dışarıdan bir bakış, eskiye göre birşeylerin değismiş olduğunu hissettiriyor. Yeni valinin koyduğu kurallar, özel tim korkusu, trafik keşmekeşine büyük ölçüde dur demiş. Belediye isçileri, caddenin birinde yayalar için geçis yerlerini çiziyor. Trafik lambaları tamir edilmiş, araçlar, şasırmayın, kırmızıda duruyor, yeşilde geçiyor. Artık kentte çalınmış araçlar toplanıyor, ruhsatsız olanlar trafiğe çıkamıyor. Ruhsatı bulunmayan silahlar da, öncelik Hamasli gruplara verilerek toplanmaya başlanmış. Vali, "100'den fazla silaha el koyduk" diyor. Nablus'un kalbi sayılan Belde-i Kadim, yani Eski Belde, kentin kapalı çarşısı. Sarı taştan kemerlerinin üzerine yerleşik, birbiri içine geçmiş, pencereleri demirli evlerinin cepheleri, İsrail'e karşı çatışırken, hayatlarını kaybetmiş gençlerin resimleriyle dolu. O kadar dolu ki, bazı duvarlarda yapıştıracak yer kalmamış. Hepsi silahlı resimlerde. Hıncahınç dolu dar sokakların sağlı sollu dükkanlarının kapalı devre televizyonlarında, onlar için yapılmış klip görüntülerini yadırgamıyorsunuz. Karşınızda beliren Amerikan ya da İsrail yapımı M-16'lar taşıyan El Aksa Şehitleri Tugayı militanlarını da. Eski belde, onların en rahat ettiği yer, deyim yerindeyse sığınakları. El Aksa Şehitleri Tugayı'nın uzun boylu, asker yeşili giysili lideri Mehdi Ebu Gazali de, yanında korumalarıyla dolaşırken, herkes sevgisini açıkça belli ediyor. Gazali, ara sokaklara gömülü bir evde, bir kentin gündüzlerini Filistinli özel timlere, gecelerini İsrail askerlerine bölen Dayton planı için "komedi" nitelemesini kullanıyor. General Keith Dayton, güvenlik planı başladığında Mehdi Ebu Gazali ile görüşmek istemiş, Ebu Gazali ise reddetmiş. "Benimle neyi görüşecek ki? İntifada dosyasını kapatabilirse, kendi adına büyük başarı sağlayacak. Arafat Amerikalılara barış elini uzattı da ne oldu? Sonuç ortada." diyor. Abbas'ın El Fetih'inin silahlı kanadı El Aksa Şehitleri Tugayı'nın Nablus sorumlusu, plan doğrultusunda şehre getirilen yeni güçlere de temkinli yaklaşıyor. Elden bir şey gelmeyince "Onlarla karşı karşıya gelmemeye çalışıyoruz. Ellerine bize karşı kullanacakları gerekçe vermeyecegiz. Bunu hiç istemeyiz ama, bir şey olursa, bu bize güvenen halk kitlelerinin yönetime baş kaldırması, Dayton Planı'nın da sonu demektir." diyor ve ekliyor: Hükümet silah bırakmamızı istiyor. Ama biz işgal sona erene kadar asla silah bırakmayacağız." Kent merkezinin canlılığı, çöken akşamla birlikte yavaş yavaş kayboluyor. El ayak çekiliyor. Uzaklardan duyulan tek ses, gecenin sessizliğini havlamalarıyla bozan köpeklere ait. Yanlarında misafir olduğum arkadaşım, "Ya özel timler çekiliyor, ya İsrail askerleri giriyor. Başka türlü havlamazlar" diyor. Gece 23.00. Güvenlik planı doğrultusunda gündüz güvenliğinin sorumlusu Filistinli özel timlerin Cineyd mevkiindeki geçici karargahlarına çekilip, kenti bütünüyle İsrail askerlerine bıraktığı an ve Nablus'ta çıt çıkmıyor. Ne bir araç sesi. Ne sokak aralarında dolanan mahalle gençleri var. Belki sadece bir ambulans. O zaman Nabluslu'nun her gece yaşadığı kabus sizi de içine alıyor. İşgal altında bir kent ne demektir, anlayabiliyorsunuz. İlan edilmemiş bir sokağa çıkma yasağının varlığı, elle tutulur şekilde somutlaşıyor. Aynı saatlerde, Filistinliler'in Zennene adını verdigi pilotsuz uçaklar da üstünüzde dolaşmaya başlıyor. Nabluslu, kalın perdeleri altında, balkona bile çıkmaksızın, uzaktan duyulan bir iki kurşun sesinin anlamını yerel televizyonların verdiği altyazılardan çözmeye çalışıyor. "İsrail askerleri, şu kadar sayıda jip, Balata mülteci kampı etrafında... Şimdi şu caddede... Şimdi şurada..." Ve sabahin ilk ışıklarıyla, saat 06.00'da operasyon durumu yok ise askerler çekiliyor, Filistinli özel timlerin vardiyası başlıyor. Bir operasyon varsa, ki sıklıkla olması mümkün, yeni gözaltılar ve yeni kayıplar demektir çoğu zaman. El Aksa Şehitleri'nin şairi Adnan Belavni, Nablus'ta şehit düşenlerin çoğuna yazıp seslendirdiği gibi yeni bir şiire başlıyor: "Şehide saygı durun... Onur, anlamını ondan almış... Yaslı sözlerle anmaya utanırız vallahi..." Nablus'un yeni valisi Cemal el Muheysin, bir kentin işgal altında olmasının getirdiği güçlüklerin farkında. Böyle bir kenti yönetmenin de. Son sözleri, durumun çaresizliğini özetliyor: "İsrail askerlerinin operasyonlar yapıp, benim elimden bir şey gelmemesinin ne kadar acı olduğunu bilemezsiniz." |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||