|
Arjantin'de Kirchner hanedanı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Cristina Fernandez ve Nestor Kirchner 21 Eylül 1974 gecesi, 'ilkbaharı karşılama partisi'nde tanışmışlar. Gece sonlanıp da Cristina eve döndüğünde saçı başı dağınık, '68 mayısından çıkmış Fransız kızlar gibi' görünüyormuş.
“Babam neredeyse kalp krizi geçirecekti” diyor. O günlerde Adalet Partisi içindeki Devrimci Eğilim çevresinin üyesi olan Cristina Fernandez ile, dönemin Peronist Gençlik militanlarından Nestor Kirchher o geceden bugüne hâlâ birlikteler. Arada Arjantin'de askerî darbe oluyor, öğrencilik günlerini geçirdikleri La Plata kentinden ayrılarak, Kirchner ailesinin yaşadığı Santa Cruz eyaletine taşınıyorlar. Baskı dönemi, Kirchner'in tutukluluk günleri, demokrasinin dönüşü, seçimler, meclis üyelikleri, valilikler derken 2003 yılı geliyor. Nestor Kirchner Arjantin'e başkan oluyor. 2007 seçimlerindeyse bu defa, Cristina Fernandez adaylığını koyuyor ve kazanıyor. Şili başkanı Michelle Bachelet, ABD senato üyesi Hillary Clinton gibi isimlere yakınlığıyla bilinen ve geçtiğimiz dönem Senatör olan Cristina Fernandez, Arjantin'in, Isabel Peron'dan sonraki ikinci kadın cumhurbaşkanı oluyor böylece. Aynı zamanda Arjantin'de halk oyuyla seçilen ilk, Güney Amerika'daysa, Michelle Bachelet'den sonraki ikinci kadın cumhurbaşkanı. Sessiz seçimler, büyük zafer Cristina Fernandez, eşi Nestor Kirchner'den hayli farklı koşullarda oturacak başkanlık koltuğuna.
Nestor Kirchner ülke tarihindeki en büyük ekonomik krizin, başkanlık koltuğuna iki haftada beş ayrı kişinin oturduğu günlerin hemen sonrasında gelmişti iktidara. Seçimlerin ilk turunda yüzde yirminin biraz üzerinde bir oy oranıyla ikinci sıraya yerleşmiş, ilk turda en çok oy alan aday olan Carlos Menem'in yarıştan seçilmesiyle kendisini bir anda başkanlık sarayında bulunmuştu. Fazla tanınmayan, ülkeyi nasıl yöneteceği pek de bilinmeyen bir isimdi. Cristina Fernandez ise hem hayli istikrarlı bir dönemde, hem de halk tarafından onaylanmış politikaları sürdürmek üzere çıkıyor 'Casa Rosada'ya. Kimsenin fazla ilgi göstermediği, kimin kazanacağının önceden bilindiği seçimlerin galibi Cristina Fernandez, ilk turda aldığı yüksek oy sayesinde muhaliflerini de susturmuşa benziyor. Sağ kanat muhalifleri tarafından kiliseye saygı göstermemek, silahlı kuvvetleri aşağılayıp durmak, diktatörlük dönemi sorumlularının yeniden yargılanması için mahkemelere baskı yapmak suretiyle kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlâl etmek, toplumu birbirine düşman kamplara bölmekle suçlanan Kirchner yönetimi, bu seçimlerde aklanmış gibi görünüyor. Botoks Peronizmi Nestor Kirchner'i eleştirenler onun yalnızca yüzde 20'lik bir seçmen desteğiyle işbaşına geldiğini anımsatıyorlar. Geçtiğimiz dönem politikalarının aynen devam edeceğini bildiren Fernandez ise, ilk turda yüzde kırkın üzerinde oy aldı. Ancak, sağ kanat muhaliflerin eleştirileri en azından şimdilik kesilmişe benziyorsa da, kendisinden daha solda kalanlar hâlâ da Cristina Fernandez'e ikna olmuş değiller. Fernandez, sahicilikten uzak bir imaj yaratmakla, Kirchner'in ikiyüzlü söylemini sürdürmekle suçlanıyor. Tabii bir de, giderek yaygınlaşan bir deyişle, 'botoks peronizmi' temsilcisi olmakla. Bu ifadeyi, radikal sol eleştirmenlerin ve gazetecilerin yanı sıra, merkezdeki siyasetçilerden Elisa Carrio da kullanmıştı. Cristina Fernandez'in Eva Peron'la kıyaslanamayacağını belirten Carrio, “Eva gerçek bir kraliçeydi” diyor, “botoks kraliçesi değil”. Botoks Etkisi Kaybolursa Cristina Fernandez bir yandan, seçimle gelen ilk kadın cumhurbaşkanı. Ancak başka bir açıdan bakıldığında, eşininkinden bağımsız bir kariyeri olduğunu söylemek pek kolay değil. Bir yanıyla modern ve ilerici bir kadın, diğer yandansa kürtaj karşıtı açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Bir yanda neo liberal ekonomi politikalarını eleştirirken, diğer yandaysa Arjantin'in yabancı yatırımcılar için sunduğu fırsatlardan bahsediyor. 'Plaza de Mayo Anneleri'yle yakın ilişkileri bulunmasına karşın, diktatörlük yıllarında hiçbir şey yapmamış olduğu belirtiliyor. Değişime vurgu yapan radikal söylemine karşın, aslında hâlâ aynı eski Arjantin'i devam ettirmeye çabaladığı da soldaki muhaliflerinin başlıca eleştirileri arasında. Cristina Fernandez, kimbilir belki de, söylendiği üzere sahiden de bir botoks etkisine borçludur, seçim zaferini. Bunu görebilmek içinse, herhalde bir süre beklemek gerekecek. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||