|
'Hayatı' seçen koca adam | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Manuel Uribe'nin ölçülerini gerçekten anlayabilmek için gözlerinizin önüne sıradan bir yetişkin erkek getirin. Sonra bir başkasını, bir başkasını, bir başkasını, bir başkasını, bir başkasını, ve nihayet bir başkasını...
Yedi koca adamın yan yana durduğunu düşünün. Kilolarını toplayın. Ancak o zaman Manuel Uribe'ye biraz yaklaşmış olacaksınız. Sadece rakamlar bile nefes kesici. Kilosunun doruğundayken 560 kiloymuş. Yarım ton...Küçük Japon otomobilleri ondan daha hafif. Manuel ile ilk tanıştığımda şaşkınlığa düştüm. Bizimle Meksika'nın kuzeyindeki Monterrey'deki evinde ağırlamayı kabul etti. Ben onun üst katta bir yatak odasında, gözden uzak kapalı bir hayat sürüyor olduğunu sanıyordum. Tam aksine... Taksiden indiğimde dükkanı andıran bir yapının önünde buldum kendimi. Oda tam karşımda, vitrindeydi. Manuel özel yapım sağlamlaştırılmış yatağında yatarken, dünya önünden gelip geçiyor, inanamaz gözlerle kendisini süzüyordu. Tabii burası dükkan değil, onun eviydi. Dahası Manuel, gözlerin üzerine takılmasını sorun etmiyordu.
En azından artık... Kısa bir süre önce vücut ölçülerine tahammül edemeyerek intihar etmeye çalışmıştı. Bugünlerdeyse ondan daha keyifli, hoş ve hayatından memnun birini bulamazsınız. Bu neşesinin kökeni kilo vermesi. Dünyanın en ağır insanı olmaktan, dünyanın en fazla kilo veren insanı olmaya doğru yol alıyor. Rakamlar burada da gözlerini yuvalarından uğratabilir. Geçen yıl Manuel 180 kilo verdi. Başka bir deyimle, sanki vücudundan iki yetişkin erkek çıktı. "Mutluyum, gerçekten de mutluyum" diyor. Kimse Manuel'in hiper obezler, ya da doktorlarının deyişiyle, ölümcül obezler sınıfına katıldığını tam olarak bilmiyor. Ona sorarsanız, sorunu Teksas'ta, Dallas'ta yaşadığı 14 yıl boyunca yediği hamburgerler pizzalar ve gazlı meşrubatlara bağlıyor. Doktorlar ve bilimadamları ise en aşırı yeme alışkanlıklarının bile Manuel'inki kadar aşırı bir vücut ağırlığını yaratmaya yetmeyeceğini düşünüyorlar. Onlara sorarsanız, aile boyu olmak, Manuel'in doğasında var. Genlerindeki bir sorun molekül yapısını da değiştirmiş diyorlar. Nedeni ne olursa olsun, sonucu değiştirmek için bir grup doktor ve diyetisyen; artık onu şimdiden müthiş sonuçlar yaratan bir diyete tabi tutuyor. Adı bölgesel düzen. Biz, tam yemek vakti başlerken vardık. Bu günlük 5 öğünden biriydi. Manuel, iri balık parçaları da katılmış, koca bir kase balık çorbasını kaşıklıyordu. Ardından bir greyfurt ile yarım elma geldi, son noktayı 18 fıstık koydu. Evet 18 adet, çünkü Manuel'in boğazından geçen her şey en ince detaya dek ölçülüyor artık. Ve vücudunun ihtiyaç duyduğu kadar yemesi sağlanıyor. Uzmanlar hormonlarını denetlemek için tam olarak ihtiyaç duyduğu karbonhidrat, protein ve yağ miktarlarını hesaplamışlar.
Bunun herkes için yapılabileceğini söylüyorlar. Manuel son 5 yıldır çıkmadığı yatağında hareket etmeye çalışırken, bana hiç açlık duymadığını anlatıyor. "Tavuk, kivi yiyebiliyorum hatat bir bardak sıfır kalorili kola bile içebiliyorum" diyor. Her ihtiyacını karşılayan özellikle yemeklerini hazırlayan annesi Otilia, "onunla gurur duyuyorum" diyor, "hayatla artık daha barışık". Yeni yemek düzeni hayatına da enerji katmış. Bir kız arkadaşı var ve çocuk sahibi olmak istiyor. Hala kımıldatamadığı bacaklarında kan dolaşımını sağlamak için dev bir masaj cihazı almış. Bir internet sitesi kurmuş ve obezlerin kilo vermesinin mümkün ve kalıcı olduğunu anlatmak için Manuel Uribe Vakfı'nı kurmuş. Manuel'in kilosu bir yılı aşkın zamandır düşüyor. Manuel'in amacı 120 kiloya inmek. Bunun için 260 kilo daha vermesi; yani vücudundan üç adamın daha çıkması gerekli. "Her gün yeni bir başlangıç" diyor ve ekliyor: "Doktorlar bana bir seçim yapmam gerektiğini söylediler. Ya hayatı seçecektim, ya ölümü. Ben hayatı seçtim." | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||