![]() |
Amerikalıların kimlik sorunu | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri’ne ilk geldiğimde, herkesin alması gereken sosyal güvenlik numaramı almak için başvuru formu dolduruyordum.
Sorulardan biri, ırkımın ne olduğu şeklindeydi. Dedem Çerkes olduğuna göre, herhalde Kafkasyalıyımdır düşüncesiyle o şıkkı işaretledim. Memur, ''olmaz'' dedi, ''O beyaz demek. Sen Türksün, Türkiye Asya’da, demek ki Asyalı şıkkını işaretlemen lazım.'' Bu sefer de ben itiraz ettim. ''O Çinliler için olan bölüm. Benim gözlerim bile çekik değil.'' Sonuçta Kafkasyalı olduğuma ikna edebildim memuru. ''Irkınız ne?'' sorusu, Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok yerde insanın karşısına çıkıyor. Bir okula kayıt yaptırmak istediğinizde, hastalanıp, hastaneye yattığınızda hep aynı soru. Amaç ırkçılık değil. Tersine, geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında verilen eşit hak mücadelesi sonucu Afrika kökenli Amerikalılara verilen birçok hakkın kullanımı bu bilgilere bağlı. Aynı şekilde, Avrupalıların yaptığı soykırımdan kurtulmayı başaran Kızılderililerin torunları da özel haklarını, ancak ırk sorusunu ''Ben Kızılderiliyim'' şeklinde yanıtladıkları takdirde kullanabiliyor. Minnesota’nın St. Paul kentinde ziyaret ettiğim ve Latin Amerikalı göçmenlerin tedavisinde uzmanlaşmış La Clinica adlı kliniğin müdürü ise, uygulayacakları tedavinin en iyi sonucu vermesi için hastanın ırk özelliklerini bilmek zorunda olduklarına işaret ediyor.
Özellikle bu alanda Amerikalı bilim adamlarının çok ileri olduğu söyleniyor. Anlatıldığına göre, bu ülkeye sağlıklı gelen Latin Amerikalı ya da Uzak Asyalı göçmenler, Amerikan yaşam tarzına ve fast food kültürüne bedenleri uyum sağlayamadığından kısa süre içinde ağır hastalıklara yakalanıyor. Onların tedavisinde kullanılması gereken ilaçlar da, örneğin, beyazlarda kullanılması gereken ilaçlardan farklı. Bütün bu zorunluluklara ve iyi niyete rağmen, ırk sorusunun bu kadar sık sorulması Amerikalıları artık rahatsız ediyor. Baltimore’da bir akşam yemeğinde tanıştığım Küba kökenli bir kadın profesör, bu soru nedeniyle yıllarca ünversite yönetimiyle kavga ettiğini anlattı bana. Alman kökenli annesinin sarı saçlarını, Kızılderili kökenli babasının ten rengini miras alan profesör, istatistiksel nedenlerle personelden ait oldukları ırkı öğrenmek isteyen üniversite memurlarına Kafkasyalı, yani beyaz olduğunu söylemesine rağmen, Küba’dan geldiği için Hispanic olarak sınıflandırılmış. Bu uygulamanın o dönemde kendisini öfkelendirdiğini ve inatla karşı çıktığını söyledikten sonra, kırmızı şarabını yudumlayıp, ''sonra o bölüm de benim sorumluluğuma verildi. Kendi dosyamdaki bilgileri değiştirttim ve kendi ırkımı kendim belirledim'' diyor: ''Oysa şimdi biliyorum ki, bütün bunların hiçbir önemi yok. Sadece istatistik.'' | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||