BBCTurkish.com
  • Yardım
  • Sadece metin
 
NEWS
 
SPORT
 
WEATHER
 
 
Son güncelleme: 22 Haziran, 2007 - TSİ 18:42
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder Yazıcı için
Amerikan polisinin gerçek çehresi
 

 
 
Hollywood sayesinde olacak, silahına davrandı mı mutlaka karşısındakinin göğsüne kurşun sıkan, zanlılara pek de hoş davranmayan ve bir miktar da yozlaşmış bir polis tipi dünyanın her yanına yayılmış bir Amerikan polisi imajı.

Amerikan polisi
ABD başkentinde polis arabalarının kaldırımlarda son süratle suçlu takip ettiğine tanık olabilirsiniz

Başka konularda olduğu gibi, Hollywood bu konuda da gerçekçi.

Amerika Birleşik Devletleri başkentinde, özellikle hafta sonu yollarda dolaşıyorsanız, polis arabalarının kaldırımlarda son süratle suçlu takip ettiğine ve insanların canını kurtarmak için kendini sağa sola attığına tanık olabilirsiniz.

Amerikan televizyonlarında her akşam durup dururken adam döven ya da sürat yapan bir arabanın sürücüsünü yere yatırıp, sonra da bir milim kıpırdadı diye, delik deşik eden Amerikan polislerini izlemek de olanaklı.

Benim kafamdaki bu imajları ilk sarsan, kiraladığım bir arabanın penceresinin bir gece kırılması üzerine gelen siyah polis memuru oldu.

Şöyle bir arabanın etrafında dolaşıp, bana nereli olduğumu sorduktan sonra, geniş bir gülümsemeyle sırtımı sıvazlayıp, “Welcome to America!”, yani “Amerika’ya hoşgeldin!” dedi.

Daha sonra aynı polisin raporunun bir kopyasını almak için gittiğim karakol ikinci bir sürprizdi.

Bugüne kadar dünyada gördüğüm tüm karakollar gibi kirli, düzensiz, kötü döşenmişti.

Ama her köşeye yerleştirilmiş hoparlörlerden mükemmel bir caz parçası yayılıyordu karakola.

Tam bir şenlik havası vardı karakolda.

Ondan sonra daha başka bakmaya başladım polislere.

Hız sınırını aştığım için Michigan eyaletinde beni durduran polis, ehliyetimi Almanya’da aldığımı öğrenince, “Ee, tabii, sizin orada hız sınırı yok. O zaman ceza yazmayacağım, ama dikkatli devam et yola” diyerek içimi rahatlattığında ya da Avrupa’dan Washington’a geri döndüğümde, havaalanındaki polis beni “Welcome home”, “Evine hoşgeldin” sözleriyle karşıladığında, Amerikan polisinin insan unsuru da benim için belirginleşmeye başladı.

Fakat en etkileyicisi bundan birkaç hafta önce bir iş için gittiğim Atlanta’da görüştüğüm Atlanta Polisi Eğitim Müdürü Victor Grant oldu.

Victor, iri yarı, tabii ki güneş gözlüklü, orta yaşlı bir polis.

Bugünlerde işinde karşılaştığı en büyük sıkıntıyı, mermi sıkıntısı olarak tanımlıyor.

“Eskiden eğitim için mermi ısmarladığımda üç günde gelirdi. Bugün tüm mermiler Irak’a gidiyor. Dört aydan önce siparişimi alamıyorum. Bitsin artık bu savaş” diyor.

Atlanta gibi silahlı çetelerin cirit attığı bir kentte memurlarını eğitimsiz şekilde sokağa göndermekten rahatsız Victor.

Ama silah delisi de değil.

Hiç değil.

“Benim asıl görevim, çoğu siyah olan polis memurlarına, bu kentte her çeşit insan yaşadığını anlatmak” diyor.

“Her birinin kendine özgü bir kültürü var. Sorun çözmek isteyen polis memurlarının bu kültürleri tanıması gerek. Polisin, önce insanların derdini anlaması lazım” diye de ekliyor.

“Örneğin” diyor, “bir gece yarısı yüksek süratle seyreden bir arabanın şöförü bana annesinin ya da karısının kaza geçirdiğini ve hastaneye kaldırıldığını söylerse, ona ceza yazmak değil, hastaneye daha süratli varmasını sağlamaktır polislik.”

Şiddet uygulayan polis
Amerikan televizyonlarında her akşam durup dururken adam döven

Birbiri ardına, Latin Amerika’nın kültürel ve siyasi yapısı, Çinli göçmenler, İslam dini ya da Amerika Birleşik Devletleri’nde aşırı sağ örgütler konularında polisler için seminerler düzenliyor Victor.

Benim de katıldığım bu seminerlerden birinin sonunda, “Gel sana Atlanta’da mutlaka görülmesi gereken tek şeyi göstereyim” diyerek beni polis arabasına bindirdi.

Bir yandan direksiyon başında cep telefonundan yaşlı annesinin derdini dinlerken, diğer yandan beni kentin içinde dolaştırmaya başladı.

Sonunda bana beton bir park gibi görünen bir meydanda durdu.

Meydanın ortasındaki ufak anıta işaret ederek, “Martin Luther King’in mezarı. O, benim polis olmamın nedenidir. Ben polisliğimi, onun bize gösterdiği yolda yürümeye çalışarak yapıyorum” dedi.

Ayrılırken kocaman elleriyle beni göğsüne bastırdı.

“Bir daha gelmeden bana haber ver, sana evde yemek yapayım” diyerek uğurladı.

 
 
BAŞLICA HABERLER
 
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder Yazıcı için
 
  Programlarımız|Frekanslarımız |Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
 
BBC Copyright Logo ^^ Başa dön
 
  Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
 
  BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
 
  Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik