|
Torbada hediyeden çok sorun var | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Geçen hafta oğlumun okulunda öğretmen çocuklardan, Noel babaya bir mektup yazmalarını istemiş.
Çocukların çoğunun mektubu şöyle başlıyormuş: "Sevgili Noel Baba! Öncelikle ifade etmeliyim ki sana inanmıyorum. Ama yine de bir şeyler getirebilirsen iyi olur." Bu cevapta, Türklerin Avrupa ile ilişkisinin sırrı gizli… 2005'te Türkiye'de yılın olayı "Avrupa Birliği ile müzakerelere başlama kararı"ydı. Ama 2005 aynı zamanda AB'ye inananların sayısının azaldığı yıl oldu. Yine de "bir şeyler getirse iyi olur" diyenlerin sayısı hiç de az değil. Aslen Demreli olduğuna inanılan Noel Baba'nın hediye torbasından şimdilik hediyeden çok sorun çıkıyor. Çünkü uyum sürecinde Türkiye, mevzuatını, ekonomisini, yasalarını değiştirdikçe, değişimin sancılarını daha derinden hissetmeye başlıyor. Evet, "eski" bıkkınlık yaratmıştı; ancak "yeni"nin ne getireceği de şüpheli… Örnek mi? Yılbaşında piyasaya sürülen ve Euro'ya benzetilen yeni Türk lirası…
Eskisi, onca sıfırına rağmen bir işe yaramıyordu; ama yenisinin bereketli olacağı da şüpheli… Sadece Türk lirasının değil, her şeyin, siyasetin, hukukun, zihniyetin, eskisi ile yenisi, aynı anda piyasada şu an… ve kıran kırana mücadele ediyor. Sıkça yapılan bir benzetmeyle, Türkiye Asya'yı Avrupa'ya bağlayan köprüden karşıya doğru yürüyor, ama bu yürüyüşte köprü de sallandıkça sallanıyor. Yolda asırlık tabular çatırdıyor. 2005'e damgasını vuran Ermeni Konferansı, Ermeni meselesinin 1915'ten beri tartışılmadığı yoğunlukta tartışılmasına yol açtı. Konuya ilişkin radikal çıkışlar yapan yazarlar hakkında davalar açılsa da tartışmakla kıyametin kopmadığı görüldü. Türk siyasetinin dokununca el yakan konularından "asker meselesi" de sessiz sedasız gündemden çekildi bu yıl… Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, bu kez konuştuğu için değil sustuğu için eleştirilmesine rağmen askeri siyasetin dışına taşımayı başardı. Bu arada Türkler, içerdeki büyük sorunlarına Avrupa kapısında adalet aramayı sürdürdüler.
Öcalan kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden döndü. Üniversitelilere türban yasağı ise Avrupa hukukuna uygun bulundu. Lakin 2005'in en çok tartışılan yargılaması, İsviçre ile oynanan futbol maçında çıkan olaylara ilişkin FIFA soruşturması oldu. Türkiye'nin bir süre Avrupa futbol şampiyonalarına katılamama ihtimali, Türkleri Topluluğa tam üye olamamaktan daha fazla kaygılandırıyor. Yılın adamlarına gelince… Orhan Pamuk hiç kuşkusuz bütün dünyada Türkiye denilince akla gelen isim oldu bu yıl… Sadece romanlarıyla değil, olay yaratan demeçleri, demeçlerinden dolayı açılan davaları, davalarında çıkan olaylarıyla da… Kitapları yakıldı, yargılandı, yuhalandı, alkışlandı. Pamuk, 2005'te Türkiye'nin sabır sınavı işlevini gördü. Yıla damgasını vuran bir başka önemli isim ise Ata Türk'tü. Ekranda evlenme vaat eden bir programda annesiyle birlikte şöhrete kavuşan Ata'nın intiharı belki de Türkleri, Pamuk davasından daha çok meşgul etti. Ata Türk'ün kalabalık ve medyatik cenazesi, gösteri çağının gövde gösterisi gibiydi. 20’inci yüzyılın Atatürk'üyle, 21’inci yüzyılın Ata Türk'ünü karşılaştırınca Türkiye, bir hayli irtifa kaybettiğini anladı... Bu koşullarda, kuşkulu gözlerle bacaya bakan Türkleri, Avrupa'nın saadet getireceğine inandırabilmek için Noel Baba'nın 2006 mesaisinin çoğunu Türkiye'de harcaması gerekecek gibi görünüyor. Hepinize iyi yıllar. | İlgili haberler Noel Baba'nın 'başına' gelenler28 Aralık, 2005 | Dünyaya Açılan Pencere Budapeşte soğuğunda sıcak şarap28 Aralık, 2005 | Dünyaya Açılan Pencere 2005'te Başarılar-Kayıplar27 Aralık, 2005 | Dünyaya Açılan Pencere Rusya'nın 'hayırlı olmayan' yılı23 Aralık, 2005 | Dünyaya Açılan Pencere | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||