BBCTurkish.com
 
NEWS
 
SPORT
 
WEATHER
 
 
Son güncelleme: 29 Kasım, 2005 - TSİ 17:20
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder Yazıcı için
Kyoto: Sorular - Yanıtlar
 

 
 
Dün Kanada'nın Montreal kentinde başlayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi’nde, küresel ısınmaya neden olduğu düşünülen sera gazlarının atmosfere salınımını azaltmak amacıyla yaratıcı bir diyalog oluşturulması çağrıları yapıldı.

Fabrika bacaları
Atmosfere salınan karbondioksit miktarı küresel ısınmanın sebebi olarak görülüyor

Sera gazı emisyonlarının azaltılmasını hedefleyen Kyoto Protokolü’nün, bu yılın Şubat ayında resmen yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen ve on gün sürecek olan bu ilk zirvede, Kyoto sonrası izlenecek stratejiler tartışılacak. Çünkü Kyoto Protokolü 2012 yılına kadar geçerli.

Dolayısıyla şu sırada herkesin aklındaki soru, 2012 yılından sonra ne olacağı.

Eğer yeni bir anlaşma müzakere edilecekse, bu konudaki pazarlıkların bir an önce başlamasının gerekli olduğu vurgulanıyor.

Kyoto Protokolü üzerinde uzlaşma ancak üç yılda sağlanabilmişti. Fakat küresel ısınmayı durdurmayı hedefleyen ve bu amaçla mümkün olduğu kadar fazla ülkenin sera gazı emisyonlarını sınırlandırmasını öngören bir anlaşma sağlanabilmesinin önünde birçok engel ve sorun var.

Kyoto Protokolü neyi öngörüyor?

Kyoto Protokolü, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması'nın yasal olarak bağlayıcı bir eki niteliğinde. Bu protokole göre, sanayileşmiş ülkeler ile piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler atmosfere saldıkları sera gazı miktarlarında indirime gitmeyi kabul ediyorlar.

Protokol, adını Japonya'nın Kyoto kentinden alıyor. Sera gazı emisyonlarında indirime gidilmesi konusunda ilk anlaşma Kyoto kentinde 1997 yılında yapılan zirvede sağlanmıştı.

Fakat anlaşma ancak 2005 yılının Şubat ayında yürürlüğe girebildi. Çünkü Kyoto Protokolü, 1990 yılı itibariyle, sera gazı emisyonlarının en az yüzde 55'inden sorumlu olan 55 ülkenin onayını gerektiriyordu.

Başkan Bush'a Protokol'ü imzalaması için yapılan bir çağrı
ABD Kyoto Protokolü'nü imzalamadı

Rusya'nın 2004 Kasım ayında Protokolü onaylaması ardından bu rakamlara ulaşıldı ve protokol yasal açıdan bağlayıcı olarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, Protokolü onaylayan 38 sanayileşmiş ülke, başta karbondioksit ve metan olmak üzere, atmosfere saldıkları sera gazlarında, 2012 yılına kadar, 1990 yılındaki düzeyinden toplam yüzde 5,2 oranında bir indirime gitmeyi kabul etti.

Fakat Kyoto Protokolü bir dizi sorunu ve anlaşmazlığı da beraberinde getirdi. Örneğin, atmosfere en fazla sera gazı salan Amerika Birleşik Devletleri ve diğer bir önde gelen sanayileşmiş ülke olan Avustralya Kyoto Protokolünün dışında kaldı.

Peki, başta Amerika Birleşik Devletleri'nin itirazları olmak üzere, bu anlaşmanın gideremediği sorunlar neler?

Kyoto Protokolü sanayileşmiş ülkelerin önüne, sera gazı emisyonlarında 2012 yılına kadar ne kadar indirime gideceklerini belirleyen somut hedefler koyuyor.

Amerika Birleşik Devletleri böyle bir hedef konmasına karşı çıkıyor. Küresel ısınmaya ilişkin bilimsel verileri sorguladığı gibi, çözümün sera gazı salınımında indirime gitmek değil, temiz enerji kaynaklarını geliştirmek olduğunu düşünüyor.

Amerikalı yetkililer, Kyoto Protokolü’nü reddetmelerine rağmen temiz enerji teknolojileri ve iklim araştırmaları için yılda beş milyar dolar harcadıklarını söylüyorlar. Karşıtları ise, yenilenebilir ve temiz enerji teknolojileri geliştirmenin olumlu olduğuna, fakat şu andaki sera gazı emisyonlarında indirime gitmeden bu çabaların kendi başına küresel ısınmayı engelleyemeyeceğine dikkat çekiyorlar.

Bir diğer tartışma konusu ise, Kyoto Protokolü’nde, kalkınmakta olan ülkelere emisyon sınırı konmaması.

Bu ülkeler, atmosferin kirlenmesinden asıl olarak sanayileşmiş ülkelerin sorumlu olduğunu ve sınırlamaları onların üstlenmesi gerektiğini savunuyor, ayrıca Kyoto hedefleriyle kendi sanayileşme süreçlerinin engellenmemesi gerektiğini söylüyor.

Kyoto Protokolü’nde de, hem bu nedenle, hem de emisyon düzeyleri zaten sanayileşmiş ülkelere kıyasla çok düşük olduğu için kalkınmakta olan ülkelere emisyonları sınırlayıcı hedefler konmamıştı.

Fakat şimdi bazı kalkınmakta olan ülke ekonomileri hızla büyüyor ve atmosfere salınan sera gazı miktarı endişe verici oranlarda yükseliyor.

İngiltere'deki bir enerji santrali
Pekçok Avrupa ülkesinin belirlenen hedeflere ulaşamayacağı belirtiliyor

Örneğin Çin 2002 yılında küresel düzeyde atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 13,6'sından sorumlu ve bu oran Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra ikinci büyük rakam.

Yine Hindistan yüzde 4,2 ile atmosferi en fazla kirletenler arasında beşinci sıraya yükselmiş durumda.

Dolayısıyla şimdi bu ülkelerin de emisyon hedefleri kabul etmesi yönünde bir görüş egemen olmaya başlıyor.

Daha şimdiden Kyoto Protokolünü onaylayan sanayileşmiş ülkeler 2012 yılına kadar üstlendikleri hedefleri yerine getiremeyebilecekleri uyarısında bulunuyor.

Sera gazı emisyonlarını azaltmak için Kyoto Protokolünün değişik yöntemler öngördüğünü biliyoruz. Temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin yanı sıra ülkeler yeni ormanlık alanlar yaratarak karbon dioksit emen depolar oluşturabiliyor, eğer emisyon fazlaları varsa, kotalarını doldurmayan ülkelerden emisyon kredisi satın alabiliyor, ya da kalkınmakta olan ülkelere temiz enerji teknolojisi transfer ederek bundan kredi sağlayabiliyor.

Peki Kyoto anlaşmasının getirdiği önlemler küresel ısınma sorununu çözebilecek mi?

Hayır. Kyoto Protokolünün bilimsel danışmanları işlevini üstlenen Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'ndeki uzmanlar Kyoto Protokolü’nün dünyaya en fazla 10 yıl zaman kazandırabileceğini söylüyorlar ve küresel ısınmayı durdurabilmek için çok daha radikal önlemlere ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyorlar.

Bu uzmanlar paneline göre dünya ülkelerinin küresel ısınmayı durdurabilmek için atmosferdeki maksimum sera gazı düzeyi üzerinde anlaşmaya varmaları lazım. Uzmanlar bunun da, bugünkü düzeyin en çok yüzde 50 daha fazlası olabileceğini söylüyorlar.

Rüzgâr enerjisi
İklim değişikliğiyle mücadele için sürdürülebilir enerji kaynakları öneriliyor

Küresel ısınmada baş rolü oynayan karbondioksit atmosferde yüz yıl kadar kaldığı için de önümüzdeki birkaç on yıl boyunca sera gazı emisyonlarında büyük çaplı indirime gidilmesi gerektiğine işaret ediliyor.

Bilim adamları, atmosferdeki sera gazlarının bugünkü düzeyinde kalabilmesi için emisyonlarda yüzde 60'lara varan kesinti yapılması gerektiği görüşündeler.

Ayrıca bundan sonraki herhangi bir küresel anlaşmaya hava taşımacılığında kullanılan yakıtların da dahil edilmesi gerektiğine işaret ediliyor.

Çünkü bu konuda bir önlem alınmadığı takdirde uçaklarda kullanılan yakıtın 2050 yılına kadar karbon emisyonlarının yüzde 15'ini oluşturacağı tahmin ediliyor.

İşte, şimdi Montreal'deki iklim zirvesinde bu konular tartışılmaya başlandı. 2012 sonrası alınacak önlemler ve varolan sorunların nasıl üstesinden gelineceği ele alınıyor. Şimdi hedef bütün ülkeleri içerecek daha esnek bir yaklaşım benimsemek.

 
 
İlgili haberler
AB çevre hedeflerinin gerisinde
29 Kasım, 2005 | Avrupa
İklim Zirvesi'nde ABD'ye salvo
29 Kasım, 2005 | Haberler
'Nükleer: Yanlış cevap'
29 Kasım, 2005 | Avrupa
Montreal iklim zirvesi başladı
28 Kasım, 2005 | Haberler
Karbondioksit rekor düzeyde
25 Kasım, 2005 | Haberler
'Kyoto büyümeyi yavaşlatacak'
08 Kasım, 2005 | Avrupa
Blair'in çevre hamlesi
01 Kasım, 2005 | Avrupa
'50 milyon kişi daha aç kalacak'
06 Eylül, 2005 | Haberler
BAŞLICA HABERLER
 
 
Bu sayfayı arkadaşıma gönder Yazıcı için
 
  Programlarımız|Frekanslarımız |Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
 
BBC Copyright Logo ^^ Başa dön
 
  Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
 
  BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
 
  Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik