Dan Collyns
BBC Muhabiri
Veterinerlerin Tino ve Zorrito'yu kurtarabilmesi için çok geç kalınmıştı.

Labrador cinsi iki köpek, sahiplerinin Lima'nın orta sınıf muhitlerinden birindeki evlerinin kapısının önüne bırakılan zehirle öldürüldü.
Ardından da telefon çaldı ve derinden bir sesin uyarısı geldi: ''Köpeklerinize yaptığımız, sizin de başınıza gelecek.''
Salomon Lerner, bir üniversite rektörü. Doğal olarak tehditlere hedef olması beklenebilecek bir kişi değil.
Ülkenin 1980 ile 2000 yılları arasında yaşadığı iç savaşa ilişkin soruşturmayı yürüten Gerçekleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonu'nun başkanlığını da yapmıştı.
Şimdi de, kurbanların anısına bir müze kurulması çalışmaları yapan bir başka komisyonun, Peru'nun en ünlü yazarı Mario Vargas Llosa'yla birlikte, üyesi.
Ancak ''hafıza'' Peru'da biraz tartışmalı bir mesele. 30 yıl önce de, köpek leşleri, Aydınlık Yol'un kanlı bir halk ayaklanmasıyla yıkacağını söylediği kapitalist devletin simgelerinden elektrik direklerine asılmıştı.
Ancak örgüt değil şimdi köpekleri öldüren. Salomon Lerner'in labrador cinsi köpeklerinin, Peru'nun sağ siyasetinin, komisyonun bulgularından ve vardığı sonuçtan memnun olmayan aşırı kanadınca zehirlendiği anlaşılıyor.
Kamu bünyesinde oluşturulan gerçek ve uzlaşma komisyonu, ''aşırı şiddet ve olağandışı vahşet''in asli failinin Aydınlık Yol olduğu sonucuna varırken, silahlı kuvvetlere de 69 bin 280 insanın öldüğü çatışmalara ilişkin suçlamalardan payına düşeni üstlenmesi gerektiğine hükmetmişti.
Komisyonun raporu, ölüm ve kayıp vakalarının üçte birinden silahlı kuvvetlerin sorumlu olduğu görüşünde.
Çok az sayıda eski askeri yetkili olaylar nedeniyle yargı karşısına çıkarılırken, çok sayıda üst düzey ordu yetkilisi ve aralarında Cumhurbaşkanı Alan Garcia'nın hükümetinde görev yapan bakanların da bulunduğu bazı siyasetçiler, komisyonun raporuna; bulguların sol lehine taraflı olduğu savlarıyla tepkili; ölü sayısının da abartılı olduğunu öne sürüyorlar.
Peru Savunma Bakanı Rafael Rey de, bu siyasetçiler arasında. BBC'ye, komisyonun tahminlerinin gerçek ölü sayısının çok üzerinde olduğunu söylerken, ''Kamu düzenini sağlamakla görevli güçler toplumu korumaya çalışıyorlardı.
Bu sırada aşırı uygulamaların olduğunu reddedecek ya da meşru gösterecek değilim'' diyor.

Başkent Lima'da herhangi bir büfenin önündeki gazetelerin manşetlerine baktığınzda, çatışmaların sona ermesinden 10 yıl sonra bile gerçeğin çok farklı biçimlerinin, uzlaşmanın ise çok uzakta olduğunu görürsünüz.
Ancak Salomon Lerner, Peru'da manşetlere çıkan tek felsefe profesörü değil.
Bir zamanlar eyalet üniversitesinde akademisyenlik yapan Aydınlık Yol'un hapisteki lideri Abimael Guzman, anılarını yayınladı.
Kendisi de eski bir siyasi mahkum olan avukatı, Guzman'ın hücresinden el yazısı notları dışarı gizli şekilde çıkarmıştı.
Gerçi daha sonra kendisi hakkında terörizmi meşru göstermeye teşebbüs suçlamasıyla hakkında dava açıldı, kitap da daha sonra toplatıldı, ama kitabın tanıtım toplantısı aralarında eski siyasi hükümlülerin ve ailelerinin de bulunduğu yüzlerce Aydınlık Yol yanlısını biraraya getirdi.
Beni asıl hayrete düşüren ise, asıl kurbanları savunması gereken insanlar olan, fesholmuş, güven yitirmiş bir komünist hareketin yenilgiye uğramış liderinin yazdığı kitabın ayakta alkışlanması oldu.
Bir zamanlar ''Cumhurbaşkanı Gonzalo'' olarak adlandırılan 74 yaşındaki Guzman, kalan günlerini hücrede ama kişisel kütüphanesine sahip olma lüksüyle geçirecek.
Guzman'ın tutulduğu Lima'daki Callao limanında bulunan donanma üssündeki cezaevinde kalan bir diğer hükümlü de, Vladimiro Montesinos...
Guzman'la silahlı mücadeleye son verilmesi pazarlıklarını yapan eski istihbaratçı. İki ay süren yargı sürecinin sonunda Montesinos'un eski patronu, eski cumhurbaşkanı Alberto Fujimoro da insan hakları ihlalleri nedeniyle aynı cezaevinde.
Eski düşmanlar şimdi ömür boyu hapis cezalarını aynı hapishanede çekiyor.
Gerçekleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonu'nun bulgularının açıklanmasının üzerinden altı yıl geçmiş olmasına karşın, bulgular hükümet tarafından kabul edilmiş değil.
Ancak yıldönümü Ayakuço'da Putis köyünde 25 yıl önce askerler tarafından gerçekleştirilen katliamın kurbanlarını toprağa verme fırsatı yarattı.
Toplu mezarların açılmasından sonra aralarında çocukların da bulunduğun 120 sivilin kalıntıları bulunmuştu. Kadınların büyük bölümünün öldürülmeden önce tecavüze uğradığı tespit edildi.
Katliam nedeniyle hakkında soruşturma açılan herhangi bir askeri yetkili yok.
Askerler, isimlerinin gizlenmesine olanak sağlayan düzenlemelerin arkasına saklanırken, savunma bakanı Rafael Rey, 1984 yılının aralık ayında bu üste olanların kimliklerine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını söylüyor.
Ülkenin insan hakları ombudsmanı Beatriz Merino'ya göre bu kabul edilemez.
Kendisiyle aynı fikirde olan çok sayıda kişi de var.
Ülkede bazıları gömülü kalmalarını ne kadar çok istese de, adli tıp uzmanları geçmişe ilişkin kanıtları bulmak için kazılara devam ediyor.
© MMIX
BBC dış bağlantılardaki sitelerin içeriğinden sorumlu tutulamaz