Orta Doğu ülkeleri birbiri ardına yönetim aleyhinde kitlesel eylemlere hedef oluyor.

Binlerce Faslı 20 Şubat'ta Kral Muhammed'in yetkilerinin bir bölümünü yeni seçilmiş bir hükümete devretmesi ve yargı sistemini daha adil hale getirmesi talebiyle gösteriler düzenledi.
Ana muhalefet partisi köklü ekonomik reformlar yapılmazsa, "otokrasi"nin tepkiler karşısında sürüklenip gideceği uyarısında bulundu.
Fas, bir süredir ekonomisinde ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Emtia fiyatlarındaki artışların önüne geçebilmek için devlet teşviklerinde artışa gidildi.
Bu yılın başlarında Wikileaks sitesinde kraliyet ailesi ve Kral Muhammed'e yakın isimlerin yolsuzluğa karıştığına ilişkin iddiaların yer alması, yöneticilerin itibarını zedeledi.
Kral, yoksullukla mücadelenin çok önemli bir öncelik olduğunu söylüyor ve yönetime yakın medyada "yoksulların koruyucusu" olarak adlandırılıyor. Ekonomide liberalleşme dış yatırım çekmeyi başarırken, yetkililer kırsal alanlarda ve varoşlarda temel hizmetlerin iyileştiğine dikkat çekiyor.
Ancak hükümetin dışındaki gruplar, pek fazla bir değişiklik olmadığını söylüyor. Yoksulluğun hâlâ yaygın, işsizliğin yüksek olduğunu vurguluyorlar. Ülke hem kamuda hem de özel sektörde grevlerle karşı karşıya kalıyor.
Fas, Mısır ve Cezayir gibi, sınırlı da olsa ifade özgürlüğüne müsade ediyor ve şimdiye dek protestoların kontrolden çıkmasını önledi. Ürdün gibi, bu ülke de monarşiyle yönetiliyor ve kraliyet ailesi toplumun belli kesimlerinden güçlü bir destek görüyor.

Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın yönetimi aleyhinde Ocak ayından bu yana tek tük de olsa protesto eylemleri düzenleniyor.
Başkent Cezayir'in merkezinde yürüyüş düzenleme girişimleri çok sayıda çevik kuvvet polisinin engelemesi ve eylemcilerin dağıtılmasıyla son buldu.
Hükümete muhalefet zemininde birleşen protestocu gruplar arasında küçük sendikalar ve bazı küçük siyasi partiler var.
Huzursuzluğun fitilini ateşleyen, büyük oranda ekonomik meseleler; özellikle de gıda fiyatlarındaki ani yükselişler gibi görünüyor.
Hükümet 22 Şubat'ta 1992'den bu yana yürürlükte olan olağanüstü hal uygulamalasını kaldırmayı kararlaştırdı, karar 24'ünde yürürlüğe girdi.
Cezayir hükümeti petrol ve doğal gaz ihracatından sağlanan gelirler sayesinde toplumsal ve ekonomik sıkıntıları gidermek üzere dev bütçeli bir kamu harcama programı yürütüyor.

Tunus'ta yaklaşık iki aya yayılan eylemler Zeynel Abidin Bin Ali'nin Ocak ayında iktidardan ayrılmayı kabul etmesine rağmen sürdü.
Bin Ali eylemler güvenlik kuvvetleri ve göstericiler arasındaki çatışmalar sonrası ülkeden kaçtı.
Protestoların fitilini ateşleyen 17 Aralık'ta Sidi Buzid kentinde seyyar satıcılık yapan Muhammed Buazizi adlı işsiz bir gencin, zabıtanın el arabasında sattığı sebzelere el koyması üzerine kendini yakmasıydı.
Geçim sıkıntısı karşısında duyulan çaresizlik, ülkenin özellikle yoksul güney bölgelerinde halkı sokağa döktü ve kısa sürede ülkenin geneline yayıldı.
Haberlere bakılırsa Bin Ali, Şubat ayında bir beyin kanaması geçirdi. Ailesi ile birlikte Suudi Arabistan'a kaçan Bin Ali, daha önce eski Uganda lideri İdi Amin'e de ev sahipliği eden Cidde'de yaşıyor.
Tunus, devrik liderin cinayeti teşvik etmenin de aralarında olduğu ağır suçlamalarla yüzleşmesi için iade edilmesini resmen talep etti.
Bin Ali ve eşinin gıyaben yargılanıp 35 yıl hapis cezasına çarptırılmasına rağmen, Suudi Arabistan iadeye yanaşmıyor.
Meclis Başkanı Fuad Mebaza, geçici cumhurbaşkanı sıfatıyla yemin etti ve 1999'dan bu yana hükümete liderlik eden Başbakan Muhammed Gannuşi'den bir ulusal birlik hükümeti kurmasını istedi.
Başbakan, yaklaşık altı ay içinde yapılacak seçimlerden sonra görevden ayrılma sözü verdi.
Bazı uzmanlar İslamcıların ülkede örgütlenmeye giriştiğine dikkat çekiyor; buna 18 Şubat'ta Tunus içişleri bakanlığı önünde bir genelevin kapatılması talebiyle yapılan gösteriyi örnek veriyorlar.

Albay Muammer Kaddafi'nin iktidarını hedef alan ve 16 Şubat'tan itibaren sert müdahale ile karşılanan eylemlerde kaç kişinin öldüğü ya da yaralandığını kestirmek güç.
Ancak sivillere uygulanan şiddet, Birleşmiş Milletler'in ülkeye yaptırım uygulamasına ve NATO'nun ilan edilen uçuşa yasak bölgeyi denetleme kapsamında Kaddafi kuvvetlerini hedef almasına yol açtı.
Başkent Trablus'un Ağustos ayında muhalif kuvvetler eline geçmesi ile Kaddafi'nin 42 yıllık iktidarı sona ermiş görünüyor.
Libya'nın büyük bölümü fiilen Bingazi'de kurulan Ulusal Geçiş Konseyi'nin denetiminde.
Aralarında Mısır, Tunus, Rusya, ABD ve pek çok AB üyesinin de olduğu ülkeler, Geçiş Konseyi'ni Libya'nın meşru temsilcisi olarak tanıdı.
Birleşmiş Milletler de Libya'nın sandalyesini Konsey'e verdi.
1969 yılında bir darbe ile Libya Kralı'nı devirerek iktidara gelen Albay Kaddafi, bu zamana dek Afrika ve Orta Doğu'da en uzun süre iktidarda kalan liderdi.
Sıkı denetimlerle yönetilen Libya'da uzun yıllar protesto eylemlerinin her türlüsü yasaktı. İsyan dalgası ise hükümete karşı dobra eleştirilerde bulunan bir avukatın tutuklanması üzerine başladı.

Hüsnü Mübarek'in yaklaşık 30 yıldır süren iktidarı ardından haftalar süren eylemler sonucu 11 Şubat'ta görevden istifa etmesinden bu yana, ülkeyi ordu yönetiyor.
Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi yeni seçimler yapılana dek, altı ay süreyle geçiş döneminden sorumlu olacak.
18 Şubat'ta Kahire'nin merkezindeki Tahrir Meydanı'nda toplanan yaklaşık iki milyon kişi Mübarek'in görevden ayrılması üzerinden bir hafta geçmesini kutladı.
Bu eylem aynı zamanda da orduya, demokrasiye bir an önce geçiş sözünü hatırlatmayı amaçlayan bir gövde gösterisiydi.
Buna rağmen süreçte gecikmeler oldu; askeri yönetim, parlamentonun alt kanadı için seçimin üç turundan ilkinin 21 Kasım'da, üst kanat için ise 22 Ocak 2012'de yapılacağını ilan etti.
İslamcı ve muhafazakar Müslüman Kardeşler hareketinin adil ve serbest bir seçim ortamında başarılı olması bekleniyor. Ülkenin İslami bir yönetime doğru sapması fikri ise, Batılı kuvvetler ve İsrail'i endişelendiren noktaların başında geliyor.
Ülkedeki eylemlerin temelinde yatan en önemli unsur yoksulluk, zamlanan fiyatlar, toplumdan dışlanmışlık duygusu, yolsuzluklara ve yönetim kademelerindekilerin kendi ceplerini doldurmasına duyulan tepki ve özellikle iş bulamayan genç nüfusun önemli bir demografik kitle oluşturur hale gelmesi yatıyor.
Yönetimi devralan yetkililer yolsuzluk suçlamaları konusunda üç eski bakanı tutukladı. Bunlar arasında İçişleri Bakanı Habib el Adli de bulunuyor. Ayrıca parti yöneticilerinden çelik milyoneri Ahmed Ez ile televizyon yöneticisi Usame el Şeyh de var.
Mübarek, oğulları ve bu bakanlar, yolsuzluk ve göstericilere ateş açılması emri verme suçlamalarıyla yargılanıyor.
Askeri yönetim bundan böyle ülkenin ekonomisini sekteye uğratacak grev eylemlerine de müsamaha göstermeyeceklerini söyledi.

18 Şubat'ta hükümet aleyhtarı eylemciler Kral Abdullah'a sadık bir grupla karşı karşıya gelince Ürdün'ün başkenti Amman'da çatışmalar yaşandı.
Taşların havada uçuştuğu çatışmalarda sekiz kişi yaralandı.
Binlerce Ürdünlü son beş haftada daha iyi iş olanakları sağlanması, gıda ve yakıt maliyetlerinin düşürülmesi talebiyle sokaklara döküldü.
Bu çağrılar karşısında Kral 2. Abdullah Başbakan Samir Rifai'yi görevden alarak, eski bir general ve geçmişte İsrail nezdinde büyükelçi olan Maruf el Bahit'i görevlendirdi.
26 üyeli yeni bakanlar kurulu, 10 Şubat'ta yemin etti.
Ürdün'ün Haşimi Krallığı doğal kaynakları yönünden çok zengin olmayan küçük bir ülke; ancak Orta Doğu'daki iktidar mücadelesinde kilit bir rol oynuyor.
Kral Hüseyin'in 46 yıllık iktidarı sonrası ölümü ardından; Ürdün'ün ekonomik ve sosyal bekaya ve bölgesel barışa kavuşma arayışı sürüyor.

Ülkede 18 Şubat'ta düzenlenen ve pek çok kente yayılan hükümet aleyhtarı gösteriler sırasında en az beş kişi yaşamını yitirdi.
Olaylar o tarihten bu yana dinmedi; ölü sayısının 450'ye yaklaştığı tahmin ediliyor.
Başkent Sana'nın, Yemen'in 1990'de birleşmesinden bu yana ilk kez sokak çatışmalarına sahne olması, iç savaş endişesini gündeme getirdi.
Yemen Cumhurbaşkanı, 2 Şubat'ta, iktidarda geçirdiği 30 yıl ardından (Salih 1978-1990 arasında Kuzeydeki Yemen Arap Cumhuriyeti'nin lideriydi) seçimlerde bir daha aday olmayacağını açıklamıştı.
Salih mecliste yaptığı konuşmada da görevi oğluna bırakmaya düşünmediğini belirtti ve "Uzatma yok, veraset yok, mühleti yeniden başlatmak yok" dedi.
Ancak uluslararası arabuluculuk çabalarına rağmen, istifaya ya da yetkilerinden feragat etmeye yanaşmadı.
Yaza girilirken Yemen siyasetinin temel direği olan aşiretlerin en büyüklerinden bazıları Salih'e desteklerini çektiklerini açıkladı; bazı ordu birlikleri muhalif saflara geçti.
Haziran ayında Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na düzenlenen saldırıda, Salih yaralandı.
Üç ay Suudi Arabistan'da tedavi gören 69 yaşındaki Yemen lideri, Eylül ayında ise başkente geri döndü.
Yemen Arap dünyasının en yoksul ülkesi. Halkın neredeyse yarısı günde iki doların altında bir ücretle geçinmeye çalışıyor.
Ülke etkin bir merkezi yönetime sahip olmadığından El Kaide ve benzeri grupların burada üslendiğinden endişe ediliyor.

Mısır ve Tunus'ta yönetimi değiştiren eylemleri takiben uzun süre sakin bir seyir izleyen Suriye'de ilk olarak Mart ayında 'Şeref Günü' adı altında eylemler düzenlenmeye başlandı ve siyasi mahkumların serbest bırakılması istendi.
Bunu takiben güneydeki Dera'da düzenlenen "Öfke Günü" eyleminde göstericilere ateş açılması, süregiden protestoların da fitilini ateşledi.
Cumhurbaşkanı Beşar Esad, iktidarı eski bir ordu komutanı olan babası Hafız'ın 30 yıllık yönetimi sonrası, 2000 yılında devraldığında siyasi reform vaadinde bulunmuştu.
Ancak ülke 1963'te Baas Partisi'nce düzenlenen darbeden bu yana olduğu gibi olağanüstü hâl yasaları doğrultusunda yönetilmeye devam etti.
Cumhurbaşkanı Esad, ancak Nisan ayında geri adım atmayı kabul etti ve yarım yüzyıla yaklaşan olağanüstü hal uygulamasını kaldırdı. Ayrıca kabineyi görevden aldı.
Halkın sıkıntılarına kulak vermek için ulusal diyalog başlatacağı vaatlerine rağmen protestocuları İsrail için çalışmakla itham etmesi tepki çekti.
Devam eden eylem dalgaları, Mayıs'ta Hama, Humus, Dera, Şam gibi kentlere tanklar sevkedilmesine vardı.
İnsan hakları örgütleri Temmuz ayı itibariyle en az 1400 sivilin öldüğünü söylüyordu. Sınır köylerindeki binlerce kişi ise Türkiye'ye kaçıp burada oluşturulan kamplara yerleştirildi.
ABD ve Avrupa ülkeleri Suriye'ye yaptırım uygulamaya başladı, Esad'a istifa çağrıları yapıldı.

Orta Doğu'daki en tutucu, dindar ve dışa kapalı ülkelerden biri olan Suudi Arabistan muazzam petrol kaynakları sayesinde bölgenin en zengin ülkelerinden biri haline geldi.
Ancak liderlerinin reform baskılarına yanıt verebilmekle giderek büyüyen İslamcı militanlık sorununa karşı mücadele edebilmek arasında hassas bir çizgi gözetmesi gerekiyor.
Bölgede istikrarı korumak ve radikal İslami unsurları bastırmak daima iktidardaki El Suud hanedanının amaçlarından biri oldu.
Ülkede muhalefet hareketleri de sınırlamalara tabi. Bölgesel olarak ülke, Kral Abdulaziz el Suud Arap çıkarlarının dünya önünde etkili bir savunucusu olarak görülmesi dolayısıyla Arap aleminde ağırlık sahibi.
Tunus'tan kaçan devrik lider Zeynel Abidin Bin Ali de Suudi Arabistan'a gitti.

2009 yılındaki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimini izleyen ve uzun süre içten içe kaynayan öfke bu yıl 14 Şubat'ta yeniden su yüzüne çıktı.
İki muhalefet liderinin çağrısıyla başkent Tahran'da düzenlenen ve Orta Doğu'da demokrasi yanlısı hareketlerle dayanışma amacı taşıyan eyleme binlerce kişi katıldı.
Güvenlik kuvvetleri eylemcileri bastırmak üzere devreye girince iki kişi öldü.
Hükümetin yandaşları ise muhalif liderler Mehdi Kerrubi ve Mir Hüseyin Musavi'nin idam edilmesi çağrısında bulunuyor.
İran'ın karmaşık ve sıradışı siyasi sistemi şeriat yönetimi ile demokrasinin bir birleşimi olarak tanımlanabilir.
Ruhani lider Ayetullah Ali Hameney, ülkedeki en kıdemli yetkili.
Yargı başkanının, askeri liderlerin, radyo televizyon kurumu başkanlarının ve hutbe veren hatiplerin atamasını da o yapıyor.
Ruhani lider ayrıca yeni seçilen liderlerin seçimi kazandığını teyit ediyor.
2005 yılında iktidara gelen Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, protesto girişimlerini bastırmaya kararlı olduğunu söylüyor.

Başkent Manama'daki en önemli meydanın günler boyu eylemcilerin işgali altında kalması ardından Sünni monarşi, ikincil konumda kaldıklarından şikayetçi olan Şii çoğunluğun temsilcileri ile görüşmeler düzenlemeyi önerdi.
17 Şubat'ta protestocuları İnci Meydanı'ndan çıkarmak için askerleri devreye sokan yönetim, olaylarda dört kişinin ölümü ardından geri adım attı ve polisin bir süre devam eden direnişi ardından eylemcilerin yeniden meydana yerleşmesine izin verdi.
ABD Başkanı Barack Obama, stratejik açıdan Washington için büyük önem taşıyan ülkeye soğukkanlılık ve itidal çağrısı yaptı.
Kral Hamad, gerilimi dindirmek için büyük oğlu Veliaht Salman'ın bir 'ulusal diyalog' başlatmasını istedi.
En büyük Şii siyasi partisi olan Vefak hükümete istifa çağrısında bulundu. Ayrıca siyasi mahkumların serbest bırakılması ve yeni bir anayasa hazırlanması için görüşmeler yapılması da gündeme gelen talepler arasında.
Şii eylemciler, geçim sıkıntısı, siyasi özgürlüklerin kısıtlı olması ve işe almalarda Sünniler lehinde ayrımcılık yapılmasından yakınıyor.
tıklayın Ayakkabı Fırlatma Endeksi: Economist dergisine bağlı Economist Intelligence Unit (EIU), Arap Birliği ülkelerinin bazı temel sosyo-ekonomik verilerini inceleyerek ülkenin istikrarsızlığa ne derece açık olabileceğini irdeledi. Buna göre, genç nüfus arasındaki işsizlik oranı, hükümetin iktidarda kaldığı sürenin uzunluğu, yolsuzluk gibi unsurlar sonucu etkileyebiliyor. Ulaşılan oran yüzde yüze yaklaştıkça, istikrarsızlık riski de artıyor. Ancak EIU Ürdün örneğinde görüldüğü gibi her ülkenin bu modele uymayabileceğini kabul ediyor.
BBC © 2012 BBC dış bağlantılardaki sitelerin içeriğinden sorumlu tutulamaz
Bu sayfayı en iyi şekilde görüntülemek için stil sayfalarını gösteren güncel bir internet tarayıcısı (CSS) gerekmektedir. Var olan tarayıcınızla sayfayı görüntüleyebilir, ancak görsel açıdan tüm olanaklardan yararlanamayabilirsiniz. Tarayıcı yazılımınızı güncellemeyi ya da CSS olanağını etkinleştirmeyi düşünebilirsiniz.