İngiltere'de yayınlanan tüm gazetelerin manşeti aynı bu sabah: Kabinenin en önemli bakanlıklarından birinde gerçekleşen görev değişimi ve piyasaların buna nasıl tepki vereceği.

İngiltere'de üç hafta önce göreve başlayan Muhafazakar-Liberal Demokrat koalisyonunun birinci önceliği bütçe açığını azaltmak.
Yöntem ise kamu harcamalarını kısmak. Dolayısıyla bu zor görevi üstlenen, Liberal Demokratların Hazine'den sorumlu bakanı David Laws'un istifası büyük yankı uyandırdı.
Laws'un kurallara aykırı biçimde, devlete "oda kirası" adı altında 40 bin sterlin fatura ettiği, bunu da eşcinsel partneriyle birlikte oturduğunu gizlemek için yaptığı ortaya çıkmıştı.
Financial Times Laws'un konusuna ne kadir hakim bir isim olduğunu hatırlatıyor ve yerine getirilen ismin iş çevrelerinde kaygı yarattığını ifade ediyor.
Zira grafiği hızla yükselen bir siyasetçi olsa da, 38 yaşındaki Liberal Demokrat Danny Alexander yeterince tecrübeli bulunmuyor.
Gazete manşetinde, Başbakan David Cameron'ın, bu görev değişikliğinin hükümetin 156 milyar sterlinlik bütçe açığı ile mücadele planlarını etkilemeyeceği yolunda verdiği garantiyi duyuruyor.
Ancak Financial Times, Avrupa piyasalarının bugün ABD ve Londra'nın da resmi tatilin ardından yarın olumsuz tepki verebileceğini belirtiyor.
Gazeteye göre Laws'un istifasının özellikle, 22 Haziran'da açıklanacak bütçe ile ilgili hazırlıkları olumsuz etkilemesinden endişe ediliyor.
İspanya'nın kredi notu
Guardian'a göre ise piyasaların tek baş ağrısı bu olmayacak bu hafta.
Cuma günü kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in İspanya'nın borçlanma notunu bir ay içinde ikinci kez düşürmesine piyasaların bugün olumsuz tepki vermesinin beklendiğini belirtiyor gazete.
Hükümetin geçen hafta kemer sıkma programını parlamentodan kıl payı, sadece bir oy farkla geçirebildiğinin hatırlatıldığı haberde, söz konusu önlemlere kamuoyu desteğinin hızla düşmekte olduğunun altı çiziliyor.
Hafta sonu yapılan bir anket de, Başbakan Zapatero'nun erken seçime gitmek zorunda kalacağını gösteriyor.
Guardian Fransa'dan gelen haberin de euro üzerinde olumsuz etkisi olabileceğinin altını çiziyor. Kastedilen, bütçeden sorumlu bakan François Baroin'un, Fransa'nın yüksek kredi notunun tehlike altında olduğunu ilan etmesi.
İngiltere basınında geniş yer bulan bir başka konu da Meksika Körfezi'ndeki çevre felaketi.
Petrol şirketi BP'nin yaklaşık bir aydır günde ortalama 12 bin varil petrol sızdıran kuyuyu tıkama girişiminin başarısız olması her gazetede yer buluyor.
Guardian manşetten verdiği haberde, BP'nin yeni bir yönteme başvurmaya karar verdiğini, ancak bunun sızıntının Ağustos'a kadar devam etmesi anlamına geldiğini de kabul ettiğini duyuruyor.
Üstelik BP yetkililerine göre bu yeni yöntemin de başarısı garanti değil. Uzmanlar bunun 4 ila 7 gün içinde belli olabileceğini, ancak sızıntıyı daha da arttırabileceğini belirtiyor.
Amerikalıların Hamas'la gizli teması
Guardian Hamas'ın Suriye'nin başkenti Şam'da bulunan lideri Halid Meşal ile bir mülakat yapmış ve Meşal Amerikalıların Hamas ile gizli temaslar yürüttüğünü açıklamış.
Meşal bunu açıklamakla birlikte, "Bizimle açıkça görüşecek cesaretleri yok" diye de suçluyor Amerikan tarafını.
Gazete bu haberin Hamas ile iktidar mücadelesi içindeki Filistin lideri Mahmud Abbas'ı hayal kırıklığına uğratacağını belirtmiş.
Ayrıca bu durum Batı'nın Hamas'a yönelik tutumunda çatlaklar oluştuğu izlenimi de verebilir.
Çin'in sessizliği
İngiltere gazetelerinde yankı uyandıran bir gelişme de, Çin'in Kuzey Kore-Güney Kore geriliminde sessizliğini koruması.
Bilindiği gibi Güney Kore Kuzey'i, bir savaş gemisini batırmak ve 46 denizcisinin ölümüne neden olmakla suçluyor. Güney'in yanında yer alan Amerika Birleşik Devletleri de, Çin'i Pyongyang'a yaptırım uygulanması için iknaya çalışıyor.
Ancak Çin'in hafta sonu Kuzey Kore'yi kınamaktan yine kaçındığını hatırlatan Times, başyazısında "Çin'in nüfuzunun da sınırları var" diyor.
Gazeteye göre en büyük ticaret ortağı olması ve bu ülkeye petrol sağlaması nedeniyle, Çin'in Kuzey Kore üzerinde etkili olduğu açık.
Ancak son yıllarda Pekin'in bu etkiyi kullanmakta başarısız olduğu, örneğin Pyongyang'ı nükleer silahlardan vazgeçmeye ikna edemediği belirtiliyor.
Üstelik Kuzey Kore'nin bu tavrının uluslararası piyasalarda dalgalanma yarattığı, bunun da Çin'in çıkarına olmadığı hatırlatılıyor.
Times'e göre Çin bu durumda, gün gelip komşusunun tavırlarının kendisine yarardan çok zarar getirdiğini düşünebilir. Ancak Pekin'in o noktaya henüz gelmediğini de vurguluyor gazete.
















